10 Nis 2011

18-22/03/2011 Paris Gezisi

Pariste AŞK bambAŞKa 
 Paris gezi yazıları, Paris gezi rehberi, Paris gezi notları, Paris tatil,
Paris gezi yazısı, gezi planı, Paris turu, Paris'de yeme içme, Paris'de gece hayatı, Fransa Gezisi

''Hangi şehir şaraba benzer?
Paris
İlk bardağı içersin buruktur,
İkincide vurur dumanı başına
Üçüncüde mümkünü yok masadan  kalkmanın
Garson bir şişe daha getir ve artık nerde olsan nereye gitsen
Paris'in ayyaşısın iki gözüm
Pariste en çok neyi sevdin?
Parisi "


demiş Nazım Hikmet, Paris Üzerine Bilmeceler şiirinde.Nasıl özetlenebilir ki başka, biz de en çok Paris'i sevdik, Paris'te.
Gezdiğimiz Avrupa şehirlerinden en çok orası kaldı aklımızda ve tekrar görüşmek üzere döndük İstanbul'a.
Öyle bir şehir ki hayran kalmamak mümkün değil. Şehir düzeni, mimarisi ve tarihi yapıları, parkları, ulaşım imkanları, insanları...
Öyle bir metro ağı ile sarılmış ki şehirde, bir ucundan diğer ucuna rahatlıkla gidilebiliyor. Ulaşım çok kolay olduğu için Paris'in neresinde kalırsanız kalın
istediğiniz yere çok kısa zamanda ulaşmanız mümkün.
Her zaman ki gibi otelimizi www.booking.com adresinden bulduk.  EST Hotel, Gare de I'Est'e çok yakın bir konumda, sıcak, temiz bir oteldi ama odamızın konumu itibariyle
sabahları biraz sokak gürültüsüne maruz kaldık, o yüzden sadece üst katlarda kalınması durumunda bu oteli tavsiye ederiz.
Paris Orly havaalanından şehir merkezine gitmek için bir kaç seçenek var. Biz metro ile ulaşımı tercih ettik.
(Havaalanından yerüstü metrosu ile Antonio'ya gidiliyor: 7,5 euro, Antonio'dan, mavi B hattı ile ana garlara yeraltı metrosuyla gidiliyor, aktarma ile istenilen yere rahatlıkla varılabliyor.Metro bileti: 1,8 euro )

Eyfel Kulesi:
Ansiklopedik bilgi: Fransa'nın sembolü olan Eyfel kulesi ismini, inşa ettiren firma olan Gustave Eiffel'den alır. Eyfel Kulesi 1887 ile 1889 yılları arasında Gustave Eiffel'in firması tarafından, Fransız Devrimi'nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde inşa edilmiştir.
3.000 işçi 26 ay boyunca 18.038 adet demir parçayı 2,5 milyon perçinle bir araya getirdi. Hiç ölüm vakası yaşanmamış olması, o günün şartlarında şaşırtıcı bir durumdur.
Eyfel Kulesi 300 m yüksekliktedir. Zirvesindeki televizyon vericileri 27 m daha yükseklik kazandırır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan çelik yerine demirden inşa edilmiş, özel teknikler sayesinde günümüze kadar sağlam olarak gelmiştir.
200.000 metrekare alanda bulunan Eyfel Kulesi her 7 yılda bir, 60 ton boya ile boyanır. Bu çalışmada 25 boyacı görev yaparken, çalışma 15 ay sürer.
Kamuya açık platformlar 57 m, 115 m ve 276 m yükseklikte bulunur.

Eyfel kulesine giriş 10 euro.İlk gittiğimiz gün çok uzun bir sıra olduğu ve geç bir saat olduğu için  gezimizin son gününde çıkarız demiştik ama malesef bi şekilde o da olmadı:(
Ertesi gün gazetelerden okuduğumuza göre, bizim çıkmayı planladığımız gün bomba süsü verilmiş bir paket bırakıldığı için o gün kuleye çıkışlar engellenmiş, zaten çıkamayacakmışız:)
Gerçekten epey heybetli bir yapı, var mı benden büyük ve güçlüsü edasıyla alımlı ve kendinden emin bir görüntüsü var.
Etrafında her türlü ve uygun fiyatta hedyelik alabileceğiniz seyyar satıcılar var, dışardaki dükkanlardan alıp fazla para vermenize gerek yok.















Notre Dame Katedrali:
Ansiklopedik bilgi: Notre Dame Katedrali (Fransızca: Cathédrale Notre Dame de Paris) Paris, Fransa'da bulunan dünyaca ünlü bir katedraldir, .Fransızca "Leydimiz" anlamına gelmektedir.
Meryem Ana'ya ithafen isimlendirilmiştir.Paris'in diğer tüm önemli yapıları gibi Seine Nehri'nin kıyısında bulunur. Girişi batıya bakar.
Turistler açısından popüler bir yer olmasının yanı sıra, halen bir Roma Katolik katedrali olarak kullanılır ve Paris başpiskoposluğuna ev sahipliği yapar
19. yy başlarında Paris şehir planlamacıları katedralin bakımsızlığından ötürü katedrali yıktırmak istemişlerdir. Ünlü Fransız yazar Victor Hugo, halkın ilgisini çekmek için
Notre Dame'ın Kamburu adlı romanını yazmıştır. Roman, katedralin kurtarılması için kampanya başlatılmasını sağlayarak katedralin yenilenmesinde büyük rol oynamıştır.
Ayrıca roman müzikale dönüştürülmüştür. Müzikalin ismi de Notre Dame de Paris'tir. Buradan da sanatçının ülkeye nasıl bir katkı sağladığını görebiliyoruz.
Katedral hem dış hem iç  mimarisi ile göz doyurucu bir ihtişama sahip.Biz gittiğimiz zaman bir de ayine şahit olduk,etkileyiciydi.
 
Sacré-Cœur Bazilikası:
Ansiklopedik bilgi: (Türkçe: Kutsal Kalp Bazilikası,Fransızca: Basilique du Sacré-Cœur), Parisin Montmartre mahallesinde bulunan önemli bir Hıristiyan yerleşimidir. 2006 yılında on milyon ziyaretçi ile Notre Dame Katedralinden sonra Fransa'da en çok ziyaret edilen anıttı.Basilique du Sacré-Cœur hac yeri olduğu için, dünyanın dört köşesinden haclar gelir.
Eyfel Kulesinden sonra şehrin en yüksek yeri olup yüksekliği 130 metre. 

Bazilikanın ilerisinde ressamların,cafelerin ve bir çok hediyelik eşya dükkanlarının olduğu çok şirin sokaklar var, bir de güzel bir dondurmacı var tavsiye ederiz. (Ressamların olduğu sokaktan aşağı,sağdan ilk dükkan) Ressamlar sizinle ayaküstü konuşurken 3 dakika içinde neredeyse bire bir benzeyen siluetinizi sadece bir makas ve bir kağıt ile yapıyorlar. (20 Euro)
Tepede ayrıca Salvador Dalinin evide var. 10 euro karşılığında müze haline getirilmiş evi ve ressamın tablolarını görmek mümkün.

Lovre Müzesi:
Ansiklopedik bilgi: Fransız ihtilâlinden sonra 1793 senesinde, Fransa'da açılan ilk devlet müzesi. Paris'te bulunan bu müze emsalleri arasında en ünlülerindendir.
Louvre (Luvr) müzesi; yedi bölümden meydana gelmektedir. Her bölümün başında yetkili ve sorumlu kişiler vardır. Resim, heykel, doğu sanatları, Mısır sanatları, Yunan sanatları, sanat eserleri, desen gibi dallara ayrılan kısımlardan meydana gelmektedir
Leonardo Da Vinci'nin ünlü Mona Lisa'sı da burada bulunmaktadır. Müzenin tamamını dolaşmak 28 gün sürmektedir.

Girişi 10 Euro olan bu müze mutlaka görülmesi gerekiyor.Biir kaç saatin yeterli olmayacağı unutulmamalı.Oldukça büyük bir müze olduğu için danışmadan alacağınız harita işinize yarayacaktır. Müzede fotoğraf çekmek yasak değil,hatta fazlaca serbest olması bizi şaşırttı çükü nerdeyse herkes flaşlı çekim yapıyordu. Biz müzeyi gezmeye ilk olarak Da Vincinin Mona Lisa tablosundan başladık, umduğumdan küçükmüş tablo :) Merakla gördüğümüz diğer tabloda Auguste Dominique Ingres'in  Türk Hamamı eseriydi.
Müzenin sadece içi değil, avlusu, bahçesi gerçekten çok etkileyiciydi.

Arc de triomphe de l'Étoile:
Ansiklopedik bilgi: Zafer Takı  Charles de Gaulle Meydanın ortasında, Şanzelize Caddesi'nin batı kısmında yer almaktadır. Boyu 45, eni 22 ve yüksekliği 49 metredir.
Charles de Gaulle Meydanı (ya da Place de l'Etoile), 19. yüzyıl'da Georges Eugène Haussmann tarafından çizilen 12 caddeye yol veren çok geniş ve büyük bir döner kavşağıdır. Bu caddeler arasında Grande-Armée Caddesi, Wagram Caddesi veya Şanzelize Caddesi vardır.Zafer Takı tarihi andıran bir anıt haline gelmiştir. Altında I. Dünya Savaşı'nda ölen fransız askerler için meçhus Asker mezarı (Tombe Du Soldat Inconnu) bulunmaktadır. Mezarın üstünde bulunan alev 1923 senesinden beri hiç sönmemektedir : savaş gazileri ve dernekler tarafından alev, her akşam saat 18:30'da, tazelenmektedir.












 
Center Pompidou:
1977'de açıldı. Müzecilik konusunda, yeni bir evreyi de açmış oldu. Müze'nin toplumsal yaşantıdan kopuk bir nesneler topluluğu olmaktan, sürekli güncellenen bir mekan haline gelişinde önemli bir aşamayı temsil ediyor. "Pompidou", müze olmadan önce Cumhurbaşkanı iken, 1969'da alınan kararla, genel müze çerçevesinin dışına taşacak bir müzenin yapılması kararlaştırılır. Bu çerçevenin dışındaki en mühim nokta ise, müzenin canlı, alacalı ve yaşayan bir merkez olmasıdır. Tarihi bir koleksiyonla meraklısına hitap etmek devri böylelikle geride kalacaktır. Müze, daha doğrusu Centre Georges Pompidou, kendini bir kültür merkezi olarak ifade etmektedir.
Yine bu civarda bulunan ve değişik bir mimarisi olan Le forum les Halles alışveriş merkezide gezilebilecek bir yer.Özellikle 3 katlı mağazası Finec Forum uygun elektronik ürünler alabileceğiniz bir mağaza.

Notlar:
* Fransızların İngilizce konuşmayı tercih etmediklerini duymuştuk,gittik gördük aynen öyle.
Fast food restoranttan tuz isterken ve aldığımız bir elektronik ürüne tax free uygulatmak için çok zorlandık.En fazla turist çeken ülkesi olmasına rağmen az da olsa İngilizce öğrenme gereği duymayıp,sanki anlıyormuşsunuz gibi ısrarla Fransızca konuşuyorlar sizinle, havaalanında bile...
* Paris pahalı bir şehir.Fast food olarak sadece Mc Donld’s ve KFC var (bol miktarda). Burger King’ler 97’de kapatılmış.KFC’ler günün her saati çok kalabalık oluyor.
*Çok çeşitli ve lezzetli Fransız baget ekmeklerinden yemeden gelmeyin.
* Biz yapamadık ama size Seine Nehri turu yapmanızı ve Eyfele çıkmanızı öneririz.
*Şık Fransız cafelerinde kahve içmenizi öneririz.
Paris bence bol bol yürüyerek, sokaklarında kaybolarak, hayranlıkla sağa sola bakılarak gezilesi bir şehir,çünkü nerden nasıl bir yapı çıkacağı hiç belli olmuyor.Biz bu muhteşem şehin tadını böyle aldık ama varamadık, tekrar gitmek ümidiyle:)))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder