1 Mar 2026

Talak 4

Bu rivayet peygamberimize iftiradır. SAHİH BUHARİ VE SAHİH MÜSLİM’de geçmektedir.

Talak 4 ayetinin pek çok mealinde "henüz adet görmeyenler" diye çevirenlerin kafasında bu hadis vardır.
aslında "Adet görmeyen kadınlar" diye geçer ayet. Orada "lem" takısı vardır. "Lemma" değil. Yetişkin olup adet göremeyenler kastedilmiştir.Primer / Sekonder Amenore hastalığı. Biz mesleğimizden aşinayız..

BU KONUDA Makale:
Makale ürolog ve ilahıyatçı Prof Zeki Bayraktar ile İlahiyatçı Fatih Orum tarafından kalema alınmıştır.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/1936/20288.pdf
Ama bu sahih hadis, uzanıp Kuran meallerinin çarpıtılmasına neden olmuştur.
Nisa 6 ya göre ANCAK REŞİT KIZ EVLENEBİLİR..
Reşit evlenirse, henüz adet görmemiş kız nasıl evlendi de boşanır... Akıl mantık dışı işte..Hadis kuran çevirine girip, bir de kuranı bize çelişkiliymiş gibi göstermeye yarar..
Sonra insanlar ateist olur, deist olur.
Pek çok kız, henüz adet görmeden cinsel saldırıya bu sahih hadis yüzünden uğramış ve ölmüştür. Adet görmeden bir kız cinsel beraberlikle ölür. Bu kadar basit. Şimdi modern tıp sayesinde kurtuluyor insanlar..
Allah yaratılışa uygun din yollamıştır. Bu kadar basit. (Rum 30) Kuranı bırakıp başka kitaplara bakmanın cezasını illa çekeceğiz..

DOĞRU MEALLER:
1) SÜLEYMANİYE MEALİ Eşlerinizden adetten kesilmiş olanlar hakkında şüpheye düşerseniz iddetleri üç aydır; adet görmeyenler[*] de öyledir. Hamile olanların bekleme süreleri yapacakları doğumla biter. Kim Allah’tan çekinerek kendini korursa Allah onun işini kolaylaştırır.
[*] Her hangi bir sebepten dolayı adeti geciken ve boşama gününden itibaren üç ay süreyle adet görmeyenler.

2 BAYRAKTAR BAYRAKLI. Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlar ile âdet görmeyenler hakkında tereddüt ederseniz onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süreleri ise doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah`a saygı duyarsa Allah ona işinde bir kolaylık verir.

3 EDİP YÜKSEL Menopoz dönemine girerek aybaşından kesilen kadınlarınıza gelince, kuşkunuz varsa, bekleme süreleri üç aydır. Aybaşı hali görmeyip gebe olanların süresi, yüklerini bırakmalarıyla sona erer. Kim ALLAH’ı dinlerse, onun işini kolaylaştırır.

4 Sonia Cihangir https://www.youtube.com/watch?v=la9c24Kad4U

Yukarıdaki Çeviri yazanlar GELENEK TARAFINDAN SAPIK OLARAK ADLANDIRILIR. Bakın bakalım asıl sapık kimmiş?
TALAK 4 ELMALI SADELEŞTİRİLİRKEN BAŞINA GELENLER
ORJİNAL METİNDE OLMAYAN SADELEŞTİRİLİRKEN EKLENMİŞ. BÖYLECE ÇOCUKLARLA EVLİLİK VAR GİBİ GÖSTERİLMİŞ
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Hayızdan kesilmiş olan kadınlarınız -şübhelendinizse- onların ıddeti de üç aydır, hayız görmiyenler de öyle, yüklülerin ise ecelleri hamillerini vaz' etmeleridir ve her kim Allaha korunursa Allah onun işine bir kolaylık verir
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdetini görmemiş bulunanlardan eğer şüphe ederseniz (iddetlerinin nasıl olacağında tereddüt ederseniz), onların bekleme süresi üç aydır. Gebe olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları, doğum yapmalarıdır. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
TALAK 4 E HATALI MEAL VERENLER
Diyanet İşleri: Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
- Ahmet Varol: Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş olanların (iddetlerinden) şüphe ederseniz, onların iddetleri üç aydır. Hamile olanların bekleme süreleri ise yüklerini bırakmalarına (doğum yapmalarına) kadardır. Kim Allah'tan sakınırsa (Allah) ona işinde bir kolaylık verir.
10 - Ali Bulaç: Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların iddet (bekleme süre)leri, -eğer şüpheye düşecek olursanız (bilin ki)- üç aydır. Hamile kadınların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları (ile biter). Kim Allah'tan korkup sakınırsa (Allah) ona işinde bir kolaylık gösterir.
11 - Ali Fikri Yavuz: (Yaşlılık dolayısı ile) hayızdan kesilmiş kadınlarınız (hakkındaki iddet bekleme hükmünden) şübhelendinizse, (Bunu bilemediğinize göre) onların iddeti de üç aydır; henüz hayız görmiyenler de öyle... (Boşandıkları zaman üç ay iddet beklerler.) Gebe kadınların iddetleri ise, çocuklarını doğurmaları ile son bulur. Kim Allah’dan korkarsa, Allah onun işine bir kolaylık verir.
Ali Ünal: (Boşanmış olan) kadınlarınız içinde âdetten kesilmiş olanların iddet (bekleme süresi) konusunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. (Herhangi bir sebeple) henüz âdet görmemiş olanların bekleme süreleri de bu kadardır. Hamile olan kadınların bekleme süresi ise, (boşanmaları durumunda da, eşlerinin vefat etmesi durumunda da), yüklerini bırakıncaya kadardır. Kim Allah’a gönülden saygı duyar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa, Allah, işlerinde onun için kolaylık hasıl eder.
15 - Celal Yıldırım: Kadınlarınızdan ay halinden ümitleri kesilmiş olanların iddetlerl hakkında şüphelenirseniz, onların iddeti üç aydır. Henüz ay hali görmeyen kadın da böyle... Gebe kadınların ise bekleme süresi, doğum yapmasıyla son bulur. Kim Allah'tan korkup sakınırsa, Allah, onun işinde bir kolaylık sağlar.
16 - Cemal Külünkoğlu: Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
17 - Diyanet İşleri (eski): Kadınlarınızdan ay hali görmekten kesilenler ile henüz ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda şüpheye düşerseniz, bilin ki, onların iddet beklemesi üç aydır; gebe olanların iddeti, doğurmaları ile tamamlanır. Allah, buyruğuna karşı gelmekten sakınan kimseye işinde kolaylık verir.
23 - Gültekin Onan: Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların iddet (bekleme süre)leri, -eğer şüpheye düşecek olursanız (bilin ki)- üç aydır. Hamile kadınların bekleme süresi (ecel) ise, yüklerini bırakmaları (ile biter). Kim Tanrı'dan korkup sakınırsa (Tanrı) ona buyruğunda bir kolaylık gösterir.
24 - Harun Yıldırım: Kadınlarınızdan artık hayızdan kesilmiş olanlarla asla hayız olmayanların hakkında şüphe ederseniz, onların iddeti üç aydır. Henüz adet görmeyenler de böyledir. Hamile olanların iddetleri ise, yüklerini bırakmalarıdır. Kim Allah’tan korkupsakınırsa O, işinde kolaylık verir.
25 - Hasan Basri Çantay: Kadınlarınız içinden artık âdetden kesilmiş olanlarla henüz âdetini görmemiş bulunanlar (ın iddetlerin) de, eğer şübhe ederseniz, onların iddeti üç aydır. Yüklü kadınların iddetleri ise yüklerini vaz etmeleri (le biter). Kim Allahdan korkarsa O, kendisine (her) işinde, bir kolaylık verir.
26 - Hayrat Neşriyat: Kadınlarınızdan hayızdan kesilmiş olanlar ile (henüz) hayız görmemiş olanlar(ın bekleme müddetleri) husûsunda şübheye düşerseniz, o takdirde (bilin ki) onların bekleme müddetleri üç aydır. Hâmile olanların bekleme müddeti ise, yüklerini bırakmalarına(çocuklarını doğurana) kadardır. Artık kim Allah’dan sakınırsa, (Allah) ona kendi işinden bir kolaylık kılar.
27 - İbni Kesir: Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanların iddetieğer şüphe edersenizüç aydır. Henüz adet görmemiş olanlar da böyle. Gebe kadınların süresi ise; yüklerini vaz'etmeleridir. Kim, Allah'tan korkarsa; O, işinde bir kolaylık halkeder.
29 - Kadri Çelik: Hayızdan kesilmiş kadınlarınızdan (hayızdan kesilişlerinin yaşlılıktan mı yoksa başka bir sebepten mi olduğu hususunda) şüphe ederseniz, bilin ki onların bekleme süresi üç aydır. Henüz hayız görmeyenler de böyledir. Hamile olan kadınların bekleme süresi doğurmaları ile son bulur. Kim Allah'tan korkarsa (Allah) onun işine kolaylık verir.
33 - Ömer Öngüt: Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdetini görmemiş olanların iddetinde eğer tereddüt ederseniz, onların iddeti üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise yüklerini bırakmalarına (doğum yapmalarına) kadardır. Kim Allah'tan korkarsa, Allah onun her işinde bir kolaylık verir.
34 - Şaban Piriş: Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlar eğer tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Henüz âdet görmemiş olanlar da böyledir. Hamile kadınların bekleme süresi, yüklerini bırakıncaya kadardır. Kim Allah’tan korkarsa, ona işinde bir kolaylık sağlar.
35 - Sadık Türkmen: Kadinlarinizdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
36 - Seyyid Kutub: Kadınlarınızın içinden adetten kesilmiş olanlarla, henüz adetini görmemiş bulunanlardan eğer şüphe ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Gebe olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları, doğum yapmalarıdır. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
37 - Suat Yıldırım: Kadınlarınızdan âdetten kesilenlerin iddetinde tereddüt ederseniz, onların iddet süreleri üç aydır. Henüz âdet görmeyenlerin de süreleri böyledir. Hamile olan kadınların iddetleri, çocuklarını doğurdukları vakit biter. Kim Allah’ı sayıp O’ na karşı gelmekten korunursa, Allah onun işinde bir kolaylık verir.
38 - Süleyman Ateş: (Yaşlılıklarından ötürü) Âdetten kesilen kadınlarınızın (bekleme süresinden) şüphe ederseniz, (bilin ki) onların bekleme süresi üç aydır. Henüz âdet görmeyenler de böyledir. Gebe olanların bekleme süresi, yüklerini bırakmalarına kadardır. Kim Allah'tan korkarsa (Allâh) ona işinde bir kolaylık yaratır.
39 - Tefhim-ul Kuran: (Yaşlılıklarından dolayı) hayızdan kesilmiş kadınlarınızdan şüphe ederseniz, bilin ki onların bekleme süresi üç aydır. Henüz hayız görmeyenler de böyledir. Hamile olan kadınların bekleme süresi doğurmaları ile son bulur. Kim Allah'tan korkarsa (Allah) onun işine kolaylık verir.
40 - Ümit Şimşek: Hayızdan kesilmiş hanımlarınızın iddetinde şüpheye düşerseniz, onların da, henüz hayız görmemiş olanların da iddeti üç aydır. Hamile olanların iddeti de çocuklarını doğurunca sona erer. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde kolaylık verir.

22 Şub 2026

ŞEFAAT

 7:188 De ki: "Allah'ın dilediğinden başka ben kendime ne bir yarar ne de bir zarar veremem. Gizliyi bilseydim mal varlığımı arttırırdım, bana kötülük de dokunmazdı. Ben ancak inanan bir topluma bir müjdeci ve uyarıcıyım."

22:12 Allah'tan ayrı olarak, kendisine yarar ve zarar veremiyenlere yalvarır. Sapıklığın en aşırı noktası budur.

25:55 Allah'ın yanısıra kendilerine ne yarar ve ne de zarar veremiyenlere de kulluk ediyorlar. İnkarcı kimse Rabbine karşı çıkandır.

10:18 Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar ne de yarar veremeyenlere tapıyorlar ve "Bunlar, Allah yanında bize şefaat edecekler," diyorlar. De ki: "Allah'ın göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi O'na bildiriyorsunuz? O çok yücedir, ortak koştuklarınızdan uzaktır."

Onların da çoğu, ortak koşmadan ALLAH´ı onaylamaz.

 Bu ümmete inmiş kitap BİZİ UYARIYOR değil mi? Bakın me diyor..

Al-i İmran 80

Ve size, melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez. Siz Müslüman olduktan sonra, size hiç inkârı emreder mi?

Bu ümmetin kaçı, Hz Muhammedi de Allah’ın yanında rab edindi.. Sorarsan 0..

En'âm 23

Onların tek savunması şu olacak: "Rabbimiz ALLAH´a andolsun ki biz ortak koşmadık."

Halbuki.

Yusuf 106

Onların da çoğu, ortak koşmadan ALLAH´ı onaylamaz.

15 Şub 2026

KURAN NEDEN ARAPÇA İNDİ

 Kuran'ın arapça inmesi.. Arapça çoğumuzun ana dili değil. Bu Kuranın anlaşılmasında bir engel mi? Kuran ne diyor bu hususta...

41:44 Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: "Ayetleri detaylandırılmalı değil miydi?" İster yabancı dilde, ister Arapça! De ki: "O, iman edenler için bir kılavuz, bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekandan seslenilmektedir."

8 Şub 2026

RECM YAPAN MAYMUNLAR

Buhariye tamamen iman etmiş, Ebu Bekir sifil hoca anlatıyor...

Buhari'de geçen Zina Eden Maymunun diğer Maymunlarca recm edilmesi rivayetine nasıl bakmalıymışız...

Sonradan müslüman olmuş ve Sahabe olmayan bir adamın rivayeti.. Yani Peygamberimiz yaşarken Müslüman olmamış. Ama Buhari bu rivayeti kayda değer bulup kitabına almış..

İlminiz yetmiyorsa iman edin diyor Ebu Bekir sifil...

Bilakis yetiyor...

Maymunlar evlenmez..

Maymunların dini yükümlülükleri yoktur.

Maymunu zina ederken değil, taşlanırken görmüş, üstüne kendi de bu adam taş atmış maymuna.?!!.. Sonra *Bu maymun taşlanıyor, demek ki zina etmiş" çıkarımı yapmış..

Bu gün bir adam gelse, böyle bir rivayet anlatsa biz eczacılar Psikiyatriste göndeririz. Kitabımıza alıp, bak dininiz böyle birşey dersek bizi psikiyatriste gönderirler..

Not: Kuran'da olmayan recm cezası bu ve benzeri rivayetlere dine sokulmuştur. İslamla alakası yoktur.


HAREMLİK, SELAMLIK MESELESİ

 Akrabalarımız ve Arkadaşlarımızın evinde birlikte (karışık) mi, ayrı mı oturmalıyız. Allah ayetlerinde açıklamış mı bunu? Dindar insanlar ayrı ayrı oturup bunu dine bağlar. Kuran ikisine de izin vermiştir.

Nur 61

Siz, evlerinizde, babalarınızın evlerinde, annelerinizin evlerinde, kardeşlerinizin evlerinde, kızkardeşlerinizin evlerinde, amcalarınızın evlerinde, halalarınızın evlerinde, dayılarınızın evlerinde, teyzelerinizin, anahtarlarına sahip olduğunuz ve arkadaşlarınızın evlerinde yemenizden dolayı kınanmazsınız. Aynı şekilde kör kınanmaz, topal kınanmaz, sakat ve hasta da kınanmaz. Topluca yahut ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir eve girdiğinizde ALLAH'tan güzel, kutlu bir yaşam dileyerek selamlayınız. ALLAH size ayetleri böyle açıklar ki anlayasınız.

1 Şub 2026

Çocuğu diri diri mezara gömen kadın

 Bir Sahih Hadis:

"Çocuğu diri diri mezara gömen kadın da, diri diri mezara gömülen çocuk da cehennemdendir." (Ebu Davud, Sünnet 17)

Kuran ise bu Müşrik geleneğini sonlandıran bir din getirmiştir..

81:8

Canlı canlı gömülen kız çocuğu sorulduğu zaman:

81:9

Hangi suçtan ötürü öldürüldü diye.

Bu en sahih diye geçen hadislerden biri.. Bu Hadisi kurtarmak için Canlı Yayında hadis uyduran hoca bile gördük. Şunu diyemedi Ebubekir Sifil: "Bazı sahih hadisler uydurmadır"..

Enam, 137 Böylece onların (Tanrı adına hüküm veren) ortakları, çocuklarını öldürmeyi bile müşriklerin çoğuna iyi bir şeymiş gibi gösterdiler. Böylece onları mahvettiler ve dinlerini karıştırıp bozdular.

MUHAMMED, 14 Rabbinden bir delil üzerinde bulunan, işlediği kötülükler kendisine güzel gözüken gibi olur mu? Onlar arzularına uymaktadırlar.

ZÜHRUF, 36 Kim Rahman'ın mesajına aldırış etmezse, ona bir şeytanı sardırırız da onun arkadaşı olur.

ZÜHRUF, 37 Nitekim onları yoldan çıkarırlar. Buna rağmen onlar doğru yolda olduklarını sanırlar

25 Oca 2026

Kutsal Kitap, Başlangıç

 Kutsal Kitap, Başlangıç

Böylece gökler ve yer, her şeyiyle tamamlandı.+ 2 Yedinci gün geldiğinde Tanrı yaptığı bütün işi bitirdi. Dolayısıyla, çalışmayı bırakıp yedinci günü dinlenme günü yaptı.+ 3 Tanrı yedinci günü kutsadı ve kutsal olarak ayırdı; çünkü yapmayı amaçladığı her şeyi yaratmış, o günü dinlenme günü yapmıştı.+

Kuran

AHKAF, 33 Gökleri ve yeri yaratan ve bunları yaratmakla yorulmayan Allah'ın ölüleri diriltebileceğini düşünmezler mi? Evet, O her şeye gücü yetendir.

KAF, 38 Gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattık. Hiç bir yorgunluk da duymadık

18 Oca 2026

KURAN 7:19

 KURAN 7:19

"Adem, sen ve eşin cennette durup dilediğiniz yerden yiyin. şu ağaçtan yemeyin; yoksa zalimlerden olursunuz."

KUTSAL KİTAP BAŞLANGIÇ 2:16-17

16 Yehova Tanrı adama şu emri de verdi: “Bahçenin her ağacının meyvesinden dilediğin gibi yiyebilirsin.+ 17 Fakat iyiyi kötüyü bilme ağacının meyvesinden kesinlikle yemeyeceksin, çünkü ondan yediğin gün mutlaka ölürsün.”+

KURAN 7:20

 KURAN 7:20

Şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan bedenlerini ortaya çıkarmak için onlara fısıldadı: "Rabbinizin sizi bu ağaçtan menetmesinin sebebi, ikinizin birer melek veya birer ebedi varlık olmamanız içindir," dedi.

7:22

Böylece onları yalanlarla aldattı. Ağacı tadınca bedenleri kendilerine göründü. Üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri kendilerini çağırdı: "O ağaçtan ikinizi menetmedim mi ve şeytanın ikinize düşman olduğunu söylemedim mi?"

KUTSAL KİTAP 3-7 O zaman ikisinin de gözleri açıldı ve çıplak+ olduklarını fark ettiler. İncir yapraklarını birbirine dikip edep yerlerini örttüler.+

11 Oca 2026

PEYGAMBERİMİZ BAZI ÖZELLİKLERİ

 6:50 Onlara şunu söyle: "Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem ben.

7:188 De ki: "Ben kendi nefsime, Allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlayabilirim ne de bir zarar verebilirim. Eğer gaybı bilseydim elbette daha çok hayır yapardım. Ama bana kötülük dokunmamıştır bile. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim."

11;31 "Allah'ın hazinelerinin yanımda olduğunu söylemiyorum, gizliyi bilmiyorum, melek olduğumu da ileri sürmüyorum.

ARAFAT'TAN İNİŞ

 2008 yılında umreye gitmiştim. Sahih hadislerin içeriği ile yüzleşmeye başladığım yıllar.

 Umre'de hem, Arafat'ı hem Nur dağını ziyaret etmiştik. Nur dağının eteklerinde çöpler, 1-2 kamyon toplanır.. taşlarında yazılar... Arafat'ın taşlarında yazılar..  Ne tarihe, ne elçimizin hatırasına saygı... Müslüman temiz olmalı değil mi? "

Klasik dini eğitim alarak büyüdüm.. 

 "O gavurlar abdest nedir namaz nedir bilmez, cenabetler, pisler" diye öğrenmiştim.. Bir çok gavur kentine gittim. Bazılarında günlerce misafir kaldım. Şehirler tertemiz. Yere çöp atan yok. Yayaya saygı desen orada..  Her sabah duş alıp ak pak tertemiz dışarı çıkıyorlar, işlerine gidiyorlar. 

Annem ve ben vahyin inmeye başladığı hira mağarasının bulunduğu nur dağının eteklerinde çöpleri toplarken,  kafilemizden çöp toplamaya katılan olmadı. Hatta bazıları hem söylenip, hem de elindeki muz kabuklarını oraya attı. Sakalı şerif, hırkai şerif için o derece hürmet eden, adeta onlara özel ritüeli olan bu insanlar aynı insanlardı..

Umrede otelde yemeklerin tabaklardan çöpe gitmesi cabası.

Dini bir olayın içinde değil de turist kafilesi gibiydik.

Bu video, arafat'tan inişimiz. Alçak bir tepecik. Her yerinde yazılar..

İŞTE O VİDEO

4 Oca 2026

KERTENKELE ÖLDÜRMEK SEVAP MI?

KERTENKELE ÖLDÜRMEK SEVAP MI?

Hadis: ''Kertenkeleyi bir vuruşta öldürene 100 sevap vardır. Çünkü kertenkele, Hz. İbrahim ateşe atılınca diğer hayvanlar gibi su taşımayıp yanmasını istediği için üflemiştir. Bu yüzden kertenkele fasıktır.''

(Müslim: 2240/147, Buhari: 7/3150)

Hadis: Hz. Aişe’den yapılan ikinci bir rivayete göre, Rasulullah, kertenkeleyi öldürmeyi emretti ve şöyle buyurdu: "İbrahim ateşe atıldığı zaman, kertenkele dışında yeryüzündeki bütün hayvanlar/canlılar ateşi söndürmek için gayret ettiler. Yalnız kertenkele ateşi üfürmeye çalışıyordu” (İbn Mace, Sayd, 12; İbn Hanbel, 7/83,109, 217) 

Açıklama: Hadisçilerin sahih dediği ama her yönden hezeyan olan bu rivayet de peygambere isnad edilmiş yalanlardan biridir. Bir kaç soruyla çökecek olan hurafeye sahih demek akıl tutulmasıdır.

Soru 1) Kertenkelenin İbrahim peygamberle ne gibi alıp veremediği olabilir? Bir hayvan neden peygambere düşman olsun? Yoksa tevhid düşmanı müşrik kertenkele mi?

Soru 2) Ateşi hayvanlar mı söndürdü? Kuran'da ''Ey ateş! İbrahime karşı serin ve esenlik ol'' (Enbiya 69) emriyle ateşin yakma özelliğini kaybettiği haber verilir. Bir mucize olarak ateş ısı vermemiş, sadece görüntü olarak yanmaya devam etmiştir. Allah istediği zaman ateşin yakma özelliğini yok etmektedir. Öyleyse ateşe su taşıyan hayvan masalı nereden çıkıyor? Madem çıkıyor kertenkele niye peygamberi yakmak için üflüyor.

Soru 3) Velev ki müşrik kertenkele peygamberi yakmak istedi. Onun bu günahından ötürü günümüzdeki hayvanlar neden suçlanıyor? Atasının suçunu günümüzdeki keler niçin üstleniyor? İslam'da ''Hiçbir günahkâr bir başkasının günahını yüklenmez'' (Necm 38) hükmü varken nasıl oluyor da keler soyunu lanetliyorsunuz? 

Bu sorular kertenkele hadisinin de uydurma olduğunu ortaya koyar. Neresinden tutsanız elinizde kalan bir masala sahih demek, hadis metodunun geçersiz olduğunu da gösterir. Zira aklımızla alay eden bu rivayetin sahih olduğunu söyleyenler, ravi zincirine bakarak sahih olduğuna karar vermiştir. Demek ki hadis uyduranlar ravi zinciri uydurmayı da ihmal etmemiş, saygın kişilerin adını kullanarak hadis uydurmuşlardır. Sadece kertenkele hadisi bile sahih denilen hadislere güvenmemek gerektiğini ortaya koyar. Eğer sahih olsaydı Kuran'la uyumlu olurdu.

Bir de bu hadisi savunma kılıfı olarak, bu keler türünün zehirli olduğu için öldürülmesi gerektiğini söylüyorlar. Oysa ki bu iki sahih (!) hadiste de zehirli olduğu için öldürülmesi gerektiğinden bahsedilmiyor. Hem zehirli olsa bile öldürülmesi mi gerekiyor? Ve üstelik öldürme fiilinden de sevap umuluyor.

Doğada bir sürü zehirli hayvan var. Her zehirli hayvanı öldürmemiz mi gerekiyor?

(Salih Yolyapan)