3 Ağu 2007

Değişim Kaçınılmaz...

Mesafeler artık aşılmaz dağlar olduğunda, umuta yolculuk yapmaya gerek kalmamıştır. Bizi hayali ne kadar kendine bağlasa da umut bahçelerinin ne gülü kalmıştır, ne de bülbülü. Gönül hayali bir teselli bekler durur, ona iradeyi teslim ettiğimizde. Daha dün tek tek çiçeklerini ellerinizle dikip, özenle suladığınız bu kurak arazide yavaş yavaş yeşeren güllere aşık olmuşken, bir yangında bir anda her şey yanmış kül olmuştur.

Bu güzel bahçeye kısacık sürede bu kadar hissi yakınlık duymanın bizim canımızı bu kadar yakmasını mantıkla anlamak mümkün değil. Yaşanmamış, hayalleri kurulmuş yarım şeyler yakar belki de. Belki henüz yapılmamış güzel tek katlı ev, yaşanmamış anlar can yakar. An olur ki o toprağa el sürdürmeselerdi, güzel bahçe haline getirmemize izin vermeselerdi, o bahçeyi bu kadar sahiplenmeseydik, keşke, keşke…


Umut hep bir kenarda sessiz sakin durur. Sessizliğini ta ki biz sessizliğe daldığımızda bozar.

Bir odada yalnız kaldığınızda nerede hata yaptığınızı düşünürsünüz. Düşünecek o kadar çok şey olmamasına rağmen bu saatler günler alabilir. Her nefes alış verişinizde anlarsınız ki acıyan yer gerçekten kalptir. Düşündüğünüzü sandığınız şey aslında sadece duygularınızı gözden yeniden geçirmektir. Öylesi acı veren bir girdap olabilir ki; bu battıkça hızlanır, hızlandıkça daha hızlı döner, döndükçe daha bir dibe batarsınız. Gecenin ilerleyen vakitlerinde sessizlik ile birlikte bu muhasebe başlar.

Nasıl ve niçinlerin cevaplarını verecek kişi zaten aç

Hiçbir şey onu yangının götürdüğü gibi geri getiremez. YapılacakBekleme de, bu yolculuk artık anlamsız kalmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme