17 Eyl 2007

Detaylar

Geçen gün Bağdat Fridays in önünden geçerken iki temizlik görevlisinin camdan maç izlemeye çalıştığını gördüm, içimden adamcağızlara yazık, maçı nereden izlemeye çalışıyorlar akşamın bir vakti dediydim yürüyüp geçerken. 1 hafta sonra aynı yerden geçerken bunun rutin bir iş haline geldiğini görecektim. Fridays te bir hamburgere biçilmiş en pahalı fiyatı gördüm garip bir ücretti. 23 YTL mi ne. Hafızam bu büyük ücreti kafamda başkalaştırmış olabilir :)

Bu gün üniversiteden arkadaşlar ile Levent Şirvanda iftar yapıyoruz. Tabi aramızda birlikte olmak adına gelmiş oruç tutmayan arkadaşlar da var. Aralarından biri sabırsızlıkla ezanı bekliyor. Masadaki en sabırsız da o. Ezan okunmadan hamle yaptı yemeğe, durduruldu. Acaba yanlışlıkla yeseydi günah olur muydu :)

Kuşadası’nda Perle oteldeyiz. Hayatımda kaldığım ve kalacağım en kötü otel. Her nasıl akılla yapmışlar ise normal bir insanın duş yapılacak 'şey' in içine bir yere sürtünmeden girmesi mümkün değil. Program yapmadan tatile çıkmak keyifli de olsa, gecenin 2 sinde otel aranırsa böyle deneyimlere neden olabiliyor. Kendime Not: biraz programdan zarar çıkmaz. (Dias fiyat performans olarak tercih edilmesi gereken otellerden.)

Sıradan yürüyüşlerimden, yine rutin hale gelmiş kahve alma durağıma uğruyorum. starbox cafe'e uğradım. Amacım küçük sütlü kahve almak, sıcak. Menüdeki adı Cafe Late. İster istemez kafe leyt istiyorum dedim. Adam: -sıcak mı? “-evet.” diyorum.”- Hangi boy olacak?” dedi - küçük. dedim. -Toll mu? dedi. -küçük. dedim. -toll mu? dedi, -küçük. dedim, -toll mu? yine dedi “- küçük.” dedim, “-burada Türkçe konuşulmaz mı?” diye sordum. Bu sefer adamcağız baktı anlaşamıyoruz, görsel olarak orada Toll yazan kutuyu gösterdi (nedense küçük yazmıyor) -bu mu? diye sordu, “-evet küçük olandan.” dedim. Oraya henüz kendini bulmamış bir genç gitse sanırım orada ki söyleme özenecek ve garip bir dil ile farklı konuşarak kendini başka biri gibi hissetmeye başlayacak. Eğer bu lisanı bilmeyen bir arkadaşına denk gelirse (menü adları da dahil) ona aşağılayan gözle bakabilecek. Bunun çözümü nedir acaba?


Vatan Computer geçen hafta pazartesi yüzde 25 indirim yaptı, talebin felaket yüksek olduğu bir gündü. Bende dükkâna çok aldığım kartuşlardan, eve ne zamandır almayı düşünüp almaya üşendiğim yazıcıyı almaya gittim o gün. İçersi anlatılmaz, gelenlerin yarısı kuyruk beklememek için geri döndü. İnsan yapılan indirime açıkçası takılıyor, acaba ne kadar kar ile satıyorlar diye. Felaket bir oran. Vatan Bilgisayarın Fiyatlarını bildiğimden gerçekten yüzde 25 indirim yaptığını da biliyorum. Türkiye Piyasasına dünya devi Bilgisayar Perakendecilerinden biri girecekmiş, Pazarda yer edinebilmek için yüzde 5 zarar ile satmayı planlıyormuş, Şimdiden Vatan böyle bir olayın kendine neye mal olacağının denemesini yapmış olabilir. Bu indirimi de 25. yılına denk getirdi sanıyorum. Mağazanın müdürü endişe ile izdihamı izliyordu :)

IBM dizüstü bilgisayar teknolojisini geçtiğimiz yıl Lenovo (Çin devi)' a sattı. IBM bu kararı zarar ettiği gerekçesi ile almış. Diz üstünün mucidi bu firma nasıl zarar etti bilemiyorum fakat ben IBM in laptoplarını severdim. Bilgisayar göçtüğünde tek tuşla fabrika ayarlarına geri yüklenmesi, Thingpad'i, tepe lambasının hemen hemen hepsinde standart olarak gelmesi, darbeye dayanıklı ve müthiş sessiz olması gibi pekçok güzel özelliği taşırdı bu bilgisayarlar. Fakat nedense ne tepe lambasını ne de IBM in icadı olan thingpad yok . Aldım bir tane Lenovo kullanıyorum, ama IBM i IBM yapan özellikler yok, sıradan diğer markalar gibi resmen.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme