13 Oca 2008

Einstein'i Anlamak


Doğuş otomotivde Einstein Sergisi 2 Mart 2008'e kadar devam ediyor. Gayet doyurucu, tavsiye ederim.

Çağımızın en büyük bilgini şüphesiz, adı dahi sıfatı olarak bile kullanılıyor. Onu çok yakından tanıyan biri demişki: iki tür dahi vardır. 1 çok çok zeki olduğu için bizim göremediğimiz şeyleri görebilen dahi 2 olaylara farklı açılardan baktığı için bizim asla göremeyeceğiz şeyleri görebilenler. Einstein ikincisidir.

Öyle sorgulayıcı bir çocuktu ki herkesin kabul ettiği bütün bilimsel kuramları yeniden bulmuş, bilinen en basit gerçekliği bile kendi sorgulayan bir yanı vardı. Çocukluğunda başarısız öğrenci dendiğine bakmayın tarih ve dil derslerine sadece ilgisizdi

En büyük buluşlarını evine yakın olan patent müdürlüğünde katip olarak çalışırken ortaya koymuştu. Bilinen fizik kuramlarını alt üst eden teorileri ortaya atarken tutucu bilim çevreleri onun ortaya attıklarını sindirebilmek için en az 1 yıl beklemek zorunda kalmıştı. 1905 yılına kadar ortaya attığı teoremler bile onu tüm zamanların en büyük bilginleri arasına sokmaya yetecekti.

Orta sınıf bir alman Yahudi ailesinin çocuğu olarak Almanya da dünyaya geldi. Keman çalmayı annesinin teşvikiyle 6 yaşlarında iken öğrendi. Bilimle çok büyük bir üne kavuştuğu sırada bu ününü ve saygınlığını kendi mesajları için kullanmaktan geri kalmadı.

Freud’a insanların barış içinde yaşamasının, tek bir dünya devletinin kurulmasının mümkün olup olmadığını sorarken, ABD başkanına yaklaşan Nazi tehlikesi yüzünden sonradan Manhattan projesi olarak adlandırılacak atom bombasının geliştirilmesini tavsiye edecek, Almanya’dan kaçmış 40 kadar bilim adamının Türkiye’de Ücret almadan çalışmak istediklerini İnönü’ye bildirecek. Atom Bombasını yaptığınıza pişman mısınız diye soran Japon haberciye ‘ben ona ilham kaynağı olmuş olabilirim, ama onu ben yapmadım diyecek, Sonradan pişman olmuşçasına ‘Almanların atom bombasını geliştiremeyeceğini bilseydim ABD’yi Atom bombasına teşvik etmezdim’ diyecek. İsrail devletinin kurulmasını teşvik edecek, bunu yaparken Filistinlilerin Haklarının korunması onlara zulüm edilmemesini öğütleyecek, yaşamının son demlerinde İsrail başkanlığı teklifini insanları yönetmeyi bilmediği ve sağlığı gerekçesi ile reddedecek, koyu bir din inanışı olmadığını ama evrene bakarak bir yaratıcıyı görmenin zaten mümkün olduğunu söyleyecek.

ABD savaşı ikinci dünya savaşını kazandığında ‘savaşı kazanıldı, ama barış hala kazanılamadı’ diyecekti. Hayatının sonlarında tam bir barış gönüllüsü olarak çalışacaktı, kendine gelen tüm mektuplara cevap vermeye gayret eden bu güler yüzlü adamı anlamak mümkün mü yoksa anlamak mı istemeyiz bilemiyorum?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme