12 May 2009

Madrid Gezisi



Madrid gezi yazıları, Madrid gezi rehberi, Madrid gezi notları, Madrid tatil,
Madrid gezi yazısı, gezi planı, Madrid turu, Madrid'de yeme içme, Madrid'de gece hayatı, İspanya gezisi




İspanya'ya 3 gecelik bir programla 30 Haziran - 2 Mayıs arasında ETS aracılığıyla gittik. Paskalya tatilinde her yıl 10.000 İspanyol Türkiye'ye tatile geliyor. Bu arada tur şirketleri oldukça makul ücretlere turlar sunabiliyor. Bize sunulan tur 89€ idi. Bu fiyata Uçak ve konaklama, kahvaltı dahildi. Tabi hemen görünmeyen maliyetleri saymak gerekirse

Diğer ücretler:
150€ alan vergisi.
130 TL (vizeye başvurduğumuz gün hesaplanan) Şengen vizesi ücreti.
25 TL Yurtdışı çıkış harcı. (Burada alınan para TOKİ gibi hayırlı bir yerde kullanılıyormuş)

gibi ek ücretlerle yine de gayet makul bir ücrete tatil yaptık.

Bu tür ucuz seyahatların bazı handikapları olabiliyor. Charter uçağı ile gidip geldik. Bu uçuşların saati kayabildiği gibi iki gün öncesinden sefer iptal edilebiliyor. Bizim uçağımız yaklaşık olarak gidişte 1 saat geç kalktı. 4 saate yakın bir uçuşla Madrid'e vardık. Alcorcon otele yerleştik. Alcorcon merkeze metroyla 1 saat 10 dakika uzaklıkta. Yani İstanbul'un Tuzlası gibi. Temiz güzel bir otel. 3 aktarma ile merkeze varılabiliyor. Metro'da 1 bilet 1 €. 1 yöne aktarmalı 2 €. 10 €'ya on kez biniş (hepsi aktarmalı) alabiliyorsunuz. 10 lu kombine bileti almanızı öneririm. Metro bilet menüsü elbette Türkçe değil, ingilizce olarak kullanılabiliyor. Gece 1:30 a kadar çalışıyor.

Metro duraklarından edineceğiniz ayrıntılı bir metro haritası alarak kendi başınıza tüm şehir içi seyahatinizi yapabilirsiniz. Yandaki harita Madrid metrosunun kendi resmi çizimidir. Hemen ortalarda SOL yazan yere gitmenizi tavsiye ederim. Burası Başkent'in yüreği olan Plaza Mayor. 1581 de ilk kez inşaa edilmiş. Büyük yangından sonra 1619'da tekrar inşaa edilmiş. 1848'de ortadaki atlı heykel yerleştirilmiş. Dikdörtgen şeklinde tasarlanmış. Her bir daire'nin fiyatının 2000 TL olduğunu söyledi rehberimiz. Bu orta yer aynı şekilde büyük bir dikdörtgen olarak tasarlanmış okulumuz bahçesini anımsattı bana. Ordaki restoranlarda yemek yiyebilir, bir gününüzü güneşlenerek geçirebilirsiniz.

İlk gün rehberimiz her seyahat rehberi gibi uzun uzun hırsızlardan, dolandırıcılardan bahsetti durdu. Biz İstanbul'da doğup büyüdüğümüzü ve kendi memleketimizde bu tür vakaların daha fazla olduğunu unutmadığımız için gönül rahatlığı ile daldık şehire. Rehberimiz biraz enteresan hikayeler anlattı. Mesela: Pasaklı Isabel hayatı boyunca sadece iki kez yıkanmış. Cervantes (Don Kişot'un yazarı) hiç bir şeyde iş tutturamamış hırsızın tekiymiş vs vs. Sanki rehberimizin alıp veremediği bir şeyler var gibiydi İspanyollarla.

İlk gece Plaza Mayor'dan çıktık dolandık. Yemeğimizi yedikten sonra Plazo Mayor'un hemen yanında (Heykelin kolunun gösterdiği kolun sanırım tam 180 derece arkasında) çıktığımızda hemen karşımızda Flamenko yazan bir yere girdik. Çok büyük değildi, canlı müzik yoktu. Fakat dansçıları gerçekten başarılıydı. Bir içecekle 10€ du ödediğimiz ücret. Gece 1:30 a doğru apar topar otelimize döndük. Bir gün sonra sabah Barcelonayı da aradan çıkarırmıyız hayaliyle Atocho Renfe durağına gittik. Burası şehirler arası trenlerin merkezi. (Toledo'ya da buradan bilet alınabiliyor.) Barcelona tren biletinin (gidiş-dönüş) 178 veya 200 € gibi bir fiyatının olduğu ayrıca ETS nin Aralıkta 200 € civarında turu olduğu için oldukça pahalı ve yorucu bir girişim olacağı için Barcelona'ya gitmekten vazgeçtik. Toledo'ya bilet aldık. Toledo'ya gidiş dönüş 15-20 € kişi başı. Aynı gün bilet bulamayabiliyorsunuz. Nitekim biz bu yarım saatlik yola tren bileti bulamadık. Bir gün sonraya bilet aldık. O gün pek çok turistik şehirde olan turistlere yönelik şehir turlarına bindik. Bu otobüslerde şehrin önemli yerlerinin önünden geçilir, isteyen iner gezer tekrar biner. 17.5 € luk bir fiyata sahip. İki tur var. Biri şehrin modern binaları ile ilgili olan gezi. Ona binmeseniz de olur zannımca. Diğer tur daha keyifli. Şehrin tarihi bölgelerini gezdiriyor. Ama o kadar yoğun ilgi vardı ki veya oldukça az otobüs vardı: epey bir bekledikten sonra otobüse binebildik. Binince de pek inesimiz gelmedi.

Sonra güneş batışında Plaza Mayor a yakın ... binasının yakınlarında vakit geçirdik. Güzeldi. Akşam otelimize geri döndük. Sabah biraz dinlenmiş olarak 10:30 daki tren için 9:00 kalktık. Tur rehberimiz 12 km uzağız dediği için metroya da 300 mt uzaklıktayız dediğinden biz sallana sallana hazırlanıp trenin kalkmasına 25 dk kala binip neredeyse 1 saat geç kaldık metroya. Cezalı olarak Toledo'ya bilet aldık 9€ fark ödeyerek. (Neyse ki geç kalanlar için tren dolu da olsa bilet verdiler.) . Toledo mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Ortaçağda şehrin başkenti iken şehrin merkezi Madrid e taşınmış ve burası neredeyse hiç bozulmaya uğramadan korunmuş. Tarihten fırlamış Katedral'i Resim galerisi gibi. Beğenilmeyen ressam Gracyas (yazımı kontrol et) katedralde kullanılmak üzere çizdiği resimler oldukça güzeldi. Katedralde bolca resim olduğundan içerde fotoğraf çekmek yasaklanmış. Bu katedral zamanında Endülüslerin hakimiyetindeyken Camii'ye çevrildikten sonra gene katedrale çevrilmiş. Toledo da geçen güzel saatlerden sonra yorgun argın kendimizi tren istasyonuna attık. Bu arada Tren istasyonu biraz şehre uzak. İstasyondan şehre yürümeniz 20-30' alabilir. Kendine güvenmeyenler otobüse veya taksiye binebilir.

Sabah Prado müzesinde 2-3 saat geçirip, Plazo Mayor'da günün geri kalalını geçirip otelimize geri döndük. Prado'da El Graco, Velazquez, Rubens gibi ressamların resimlerini izlemek mümkün.

Genel olarak:
Şehrin Metrosu Gayet iyi, anlaşılır. Her yerden ulaşabiliyorsunuz. Çeşmeden su içilebiliyor. Kolamatiklerde kutu kola 1.60-180€. İnsanları neredeyse tek kelime ingilizce bilmiyor. Bizlere benziyor tipleri. Sokaklar temiz, yeşil. İstanbul'dan farklı olarak kuru bir havası var. Hava sıcaklığı güneşle birlikte çok farklılaşabiliyor. Bizim sevgililer gibi kaçamak öpüşme yerine metro'da durakta uzun uzun öpüşüyorlar. Gece hayatı bir İstanbul gibi sayılmaz. Çoğu mekan 2 gibi kapanıyor. Rehberimiz bizi dolandırıcılığa karşı uyardıysa da aslında İstanbul'dan güvenli. Özetle dünyaca ünlü Prado Müzesi ve Toledo'su olmasa görmeye değecek bir şehir değil.

2 yorum:

  1. Fatihçim ancak bu kadar yalın anlatılabilir. metro sevişkenlerine değinmeden de yapamamışsın. Elimde fotoğrafları var ihtiyacın olursa çekinme iste lütfen. Belki sitende yayınlamak istersin :)) MİNE

    YanıtlayınSil
  2. Plaza de isabel ve Plaza de Oriente de gezilmeli derim, zaten Sol meydanına da çok yakın. Isabel ve Sol meydanı arasında yürürken solda şehrin en ünlü churroscusu bulunuyor, bizim İnci pastanesi gibi, tarihi ve kalabalık. Kahvaltı kesinlikle burda sıcak çikolata eşliğinde yapılmalı :)

    YanıtlayınSil