24 Eki 2007

Mutluluk

Mutluluk nedir diye düşündüm bu gün. Tarif bulamadım.

Çocukken sapan yapmayı öğrendiğim gün hissettiğim şey mutluluktu
Dut ağacının dibinde abimin topladığı dutları poşete koymak mutluluktu
Dikiş makinesini pedallarına basmak mutluluktu.
Sokağın başındaki çeşmeden su içmek te mutluluktu.
Bir kaç sokak ötedeki amcama gitmek mutluluktu.
Veya yengemin yaptığı sütlü kahveden içmek,
Alınan en küçük oyuncak,
Veya oyuncak askerlerle oynamak,
Annemin, canım annemin yaptığı içli köfte, dolma hatta soğan kavurmasını yemek, pişmekte olan taze fasulyeye bastırılmış ekmeği götürmekti mutluluk.
Bazen bir çokokremdi mutluluk.

İlk okuldayken
Mahalle savaşlarında galip gelmek
Arkadaşlarla vakit geçirmek
Okula erken gitmek
Yeni ayın ünite derginisini almak
Yeni bir saat almak,  eti puf almak, kola içmek, bisküvi yemek, kantinden bişi almak..
Cuma günleri istiklal marşını okumak ve iki gün tatil olacağını bilmek ardından eve koşturmak
Bisiklete binmekti mutluluk

Orta okulda
Voleybol oynamak
Toplu gezilere gitmek
Film izlemek
Yeni bir fıkra öğrenmek
Harçlık almak, onu harcamak
Yeni ayın bilim teknik dergisini almak
Milliyet dergisinin verdiği evleri yapmak
Boş derste gürültü yapmak
Cuma günleri bitiş ziliydi mutluluk


Lisedeyken
Güzel bir kalem almak
Arkadaşlarla tartışmak, toplaşmak, okul kırmak
Ayakkabı almak
Yürümek
Satranç oynamak
Masatenisi oynamak

Üniversitedeyken
Yeni bir kot, gömmek, kazak almak
Voleybol oynamak
Farmakognazilerde finallerde geçmek
Ders vaktinde kantinde vakit geçirmek
Tatil günlerinde okula gidip masatenisi oynamak
Sınav günleri sahilde koşmaktı mutluluk.

Şimdi mutluluk nedir tam bilemiyorum.
Araba almak değil, ev almak değil. Birine küçük bir hediye aldığımda yüzündeki sevinci görmek belki mutluluk.
Fotoğraf makinesi almak değil, Güzel bir fotoğrafı çekmek belki...
Saat almak değil, ayakkabı almak değil, cuma günleri değil, okula gitmek değil ama Annesinin kopyası bi kızın sıkı sıkı annesinin ellerinden tuttuğunu görmek mutluluk.
Güzel bir insan görmek değil, tanışmak belki, ama eski ve aynı dilden konuştuğunuz bir arkadaş ile karşılaşmak mutluluk.
Yeni birşeyler öğrenmek mutluluk.

Zamanla herşeyi kanıksıyor insan, herşey sıradanlaşıyor. Mutluluk zorlaşıyor. Toplumun bize biçtiği hayatları zoraki yaşıyoruz. Olgunlaştıkça acı duymak, heyacan duymak, mutluluk duymak zorlaşıyor. Sanırım büyümek ifadesizleşmek demek oluyor. Anlamaya çalışmak yerine kabul etmek, görmek yerine bakmak galiba büyümek. Hayatta karşılaştığımız şeyleri aldığımız yumruk darbeleri olarak düşünüyorum. Hepsi bir darbe vuruyor onlar bizden birşeyler götürürken biz gardımızı bile alamıyoruz. Bütün darbeleri içimize sindiriyoruz.

1 yorum:

  1. Efendim Masumiyet Müzesinde 304. sayfada Orhan Pamuk'un dilinden bir cümle:

    'Hayatın, insanlığın çoğunluğu için, içtenlikle yaşanması gereken bir mutluluk değil, baskılar ve cezalarla ve inanılması gereken yalanlarla yapılması dar bir alanda, sürekli bir rol yapma hali olduğunu, ilk bu sıralarda sezmeye başlamış olmalıyım.'

    YanıtlayınSil