26 Nis 2015

Üç bebekli aileler için 7 koltuklu aile otomobilleri

Merhaba

Bebekler doğduktan sonra güvenli araç yolculuğu önem kazanmıştı. İlk 14 ayımızı ana kucağını emniyet kemerle bağlayarak geçirdik.



Dışarıda bebekler uyurken yatak, beslerken çok zarda kalırsak mama sandalyesi, uyutmak için ev tipi ana kucağı gibi görevler yüklemiştik.  Bebeklerimizin henüz ağırlıkları çok artmadığı zamanlarda sağa sola taşımak için güzel bir araçtı. Artık bebekler kilo ve boy itibariyle bu koltuklara sığmaz oldu. Hem de o ana kucaklarını biz taşıyamaz olduk. Allah kişiye taşıyabileceğinden fazla yük yüklemezmiş. Tam da bu sıralarda bizim 2 oğlan yürümeye başladı.


BeSafe Izi Comfort X3 9-18
Bu gün itibari ile dünyanın en güvenli bebek koltuklarını üreten Norveç tasarımı BeSafe markasının X3 9-18kg oto koltuklarına geçtik. Şu anki aracımızda 2 isofix olduğundan ve 3 koltuk ancak sığdığından emniyet kemerli modelinden aldık. Model emniyet kemerli olmasına rağmen, iki sıkıştırma mandalı ve sonrasında emniyet kemeri gerdirme fonksiyonu sayesinde bağlarken hata yapmanıza pek olanak tanımıyor.

Bizim Üçüzler Yeni Oto Koltuklarında

Bebekler için hem güvenli hem de konforlu bu koltuklar maalesef epey yer kaplıyorlar. Aile dışından biri araca bineceği zaman bebek koltuklarından birini söküp bebeği kucakta götürmek istemiyorum.

Artık geniş, yüksek, büyük 7 koltuklu araçlara bakıyorum. Bakıcı nedeni ile 7 koltuk olmalı diye düşünüyorum. 

Aradığım Özellikler

+ İkinci sıra koltuğa üç bebek koltuğunun aynı anda sığması. Şu an Corolla'ya sığıyorlar. Corollanın 2. sıra koltukları 140cm. Bu olması gereken en az genişlik aynı zamanda. Daha dar olsaydı, sığmayacaklardı.
+ Mutlaka büyük ve yüksek olmalı
+ Güvenlik testlerinden geçmiş, güven veren uzun süre kullanabileceğim bir araç. (Alman veya Japon mallarına güvenim her zaman daha fazla olmuştur.)
+Büyük bagaj hacimli. Tabi 7 kişilikken bagajı olabilmesi daha da iyi olacak. En azından 7 kişilikken bebek arabalarını alabilmeli.
+1,6cc veya daha düşük hacimli bir motora sahip
+Dizel ve ekonomik olması tercih sebebi
+Otomatik olması. Tam otomatik olması tercih sebebi.



Nissan X-Trail


Japon arabası. Kasa oldukça yeni, 2014 te çıktı. Test sürüşü yaptım, sürüşü çok keyifli, kuvvetli bir motoru var. 1.6 dizel otomatik. Cvt şanzıman çok başarılı. jAma 2. sıra koltuğun genişliği kol dayamadan, kol dayamaya 135cm. 3 bebek koltuğu 140cm yer kapladığı için eledim. 115.000TL den başlıyor. Nissan Qashqai'nin büyüğü gibi dursa da, daha iyi bir araç. Eski küt kasa ile alakası yok. Araç yüksek olmasına rağmen kullandığı teknolojilerle yola iyi tutunduğunu söyleyebilirim. Şehir içi 5,8 şehir dışı 4,7 yakıyor fabrika verilerine göre. Ben test ederken 7,1 i gösteriyordu. Bu cüssede bir araç için iyi bir rakam.

Seat Alhambra


Araç için bayiye gittim. 1.4 benzinli otomatik olarak geliyor. Donanım olarak baya dolu. Fiyatı 106.000 TL. 7 koltuk kullanımdayken Bagajı en büyük olan 7 kişilik araç bu. 267L. Fakat bagaj uzunluğu Citroen Grand Picasso'dan daha dar. Önümüzdeki hafta test edeceğim. Kasa 2010 senesinden kalma. Benzin sarfiyatından dolayı ve ikinci elinin çok çok kötü oluşundan dolayı soru işaretleri var. Siparişle yurtdışından geliyor, 3 ay beklemek gerekiyor. Volkswagen bir motor, 150bg. Fabrika verilerine göre şehir içi 9,5 yakıyor. 2. Sıra koltukların genişliği 150cm kataloga göre. 
Seat Alhambra Bagaj Ölçüleri

Citroen C4 Picasso


Forumlarda okuduğum kadarıyla bazı kişiler ekranında sorun yaşamış ama garantiden değişmiş. Bir de vites geçişleri sıkıntılı, tek kavramalı yarı otomatiklerde hep olan hikaye. 1-2 ay kadar sonra 1.6 dizel tam otomatiği geliyor. Kasa 2013'te yenilenmiş. 2015 yılında yılın aile aracı seçilmiş İngiltere'de. Fabrika verilerine göre az yakıyor. Şehirlerarası yolda 3,8l/100km Şehir içi 4,5L/100km yakıyor. çine oturduğumda büyüklük hemen hissediliyor. Özellikle ön camı tavana kadar uzanıyor. Hatta güneşlikler ileri geri de salınım yaptığı için olması gerekenden çok daha büyük ön camları var. Yukarı gökyüzünü seyretmenize imkan sağlıyor. Bagajı İngiltere'de yapılan bir testte arka bagaja pusetin sığmasını sağlayacak kadar genişlik sağlıyordu. 109cm. İkinci sıra koltukları 141cm civarında.  3 bebek koltuğuna 3 isofix geliyor ikinci sırada. Fiyatı 89.000 TL den başlıyor. 

Citroen C4 Picasso Bagaj Boyutları

Peugeot 5008



Bayiye gittim. Tam otomatiği geliyor diye hiçbir bayide yok. Tuzladaki bayi 23 nisanda var dedi, gittim, bir laubalilik vardı bayide. Bize var dediniz 30km yol yapıp geldim, araç var mı dedim, yokmuş. Özür de dilemediler. Telefonu açan kız, sırtını döndü havaya baktı. Başka bir kadın geldi, yok felan dedi. Göremeden soğuttular araçtan. Model 2009 da çıktı. Yeni kasa 1-2 yıl içinde çıkacaktır. Uzun yıllar sürmeyi düşündüğüm için bu aracı alacaksam yeni kasayı beklerim. Citroen'le aynı şasiyi kullanıyor. 2. sıra koltuklarında 3 isofix var ve 144cm genişliğinde. Citroen'le birlikte şehir içi, şehir dışı en az yakan araç olarak gözüküyor. 1.6 dizel tam otomatik şanzıman bu aracı ön plana çıkarıyor. Tam otomatiğini deneme sürüşü yapmak gerek. Sorunsuz bir şanzımansa tadından yenmez. Tam otomatik gelmedi ama fiyatı 96.000 TL den başlıyor. Üçüncü sıra koltuklar yattığında 679L, ikinci sıra koltuklar yattığında 2500L yükleme alanı oluşuyor.

Fiat 500 living 


Bu araç en ucuz 7 kişilik dizel otomatik otomobil. Fakat 2. sıra koltukta genişlik 120 cm, çok dar. Eledim. Şirin. İkinci sıra koltuklara en fazla iki bebek arabası sığar. Başlangıç fiyatı 72.400TL 1.6 dizel otomatik. Şehir içi 5L/100km yakıyor.

Opel Zafira 


Alman markası diye güven duygusu oluşturuyor. Bayi de yok. Gelecek ay bir tane bayiye gelecekmiş. 1.6 dizeli otomatik değil. 1.4 benzinli otomatiği şehir içi 9,7 litre yakıyor. Çok yakıyor yani. Ama dizelin tam otomatiği gelmesi planlanıyormuş. 2 gün evel Mokkalar tam otamatikle gelmiş. Opsiyonel olarak gelen tampon uzayarak 2 bisiklet alması çok şık. Şeytan diyor al. Fakat bebek arabalarını sığdıracak bagaj yok bunda. 105cm genişliğinde. Bayi kampanya ve indirimle birlikte 83.000TL fiyat verdi. Gayet iyi bir fiyat. Acaba gerçekte şehir içi ne yakıyor?


Toyota Verso 


En çok almak istediğim araç bu olurdu eğer otomatiği olsaydı. Güzel araç. Toyota Sabancı çıktıktan sonra servis ücretleri anormal arttı. 250TL ye çıkarken 550TL ye çıkmaya başladık. Mevcut iki aracım da Toyota'dır. Yağ ve su dışında 10 yıldır problem yaşamadığım için çok güvendiğim bir marka. Ah keşke dizel otomatiği olaymış iyiydi. 1.6 dizel motoru BMW motor. Toyota dizel otomatik şanzımanda bir açılım yapmazsa Türkiye'de eriyip bitecektir. Rekabetçi eski yanını özledik.

Ford S-Max

Maltepe Forda gittim, ne satış için ellerinde varmış, ne de test aracı vardı. Merak ediyorum insanlar bu aracı nasıl alacaklar? Test etmeden o rakamları verenler var mı acaba gerçekten. An itibarıyle Ford'un Türkiye sitesinde de bu alete ait veriler, fotoğraflar yok. Sayfa boş çeviriyor, ana sayfaya atıyor. Durumu bildirdim, yakın zamanda düzeltiliyor umuyorum. Şuan için 2,0L benzinli otomatik 150.000TL civarında fiyatla satılıyor. Bayi'nin demesine 1.5 dizel otomatiği sene sonuna kadar gelebilirmiş. Hadi bakalım. 


2,0 dizel otomatik oldukları için elediklerim

Ford Galaxy ve Fiat Freemont hem fiyatları yüksek, hem vergisel dezavantajlardan dolayı eliyorum. İkisinin de fiyatı 150.000TL civarında. Bence bu fiyata değmeyecektir. Fiat Freemont o kadar devasa gözükmesine rağmen ikinci sıra koltukları üç bebekli aileler için yeterince geniş gözükmedi gözüme.

Diğer Elenenler

Fiat doblo Bunu kamyonet geçiyor diye eledim. 2. sıra koltukları baya geniş, 3 bebek koltuğu rahat sığacaktır. Her sene muayene ve hız sınırları önemli değilse düşünülebilir. Euro Ncap testleri incelenmeli. Nedense güvenmiyorum. Mazda 5 var, ama mevcut modeller arasında gözükmüyor. Hem de otomatiği yok. Aslında kayan elektrikli kapı, önüne birşey çıktığında durması vs çok iyi özellikler. Mazdanın küçük hacimli motorlarda otomatik sunması gerekiyor bizi kendine çekebilmesi için.

Sevgiler.

4 Ara 2014

La Passe

İran'lı yönetmen Asghar Ferhadi'nin yeni filmi. Daha önce a seperation filminde izlemiş ve tüm filmlerini izlemeliyim diye aklımın bir kenarına yazmıştım. Orada bir ayrılık işlenmişti. Şimdi de benzer bir şekilde ayrılık işleniyor. Fransa'da 4 yıl önceye kadar evli olan iranlı çiftin erkek olan, tahrana dönmüştür. Karısı artık yeni bir hayat kurmak için onu boşanma davası için Fransa'ya çağırmıştır.

Karı koca boşanıyorlar ama, Eski koca geldiğinde yeni erkek arkadaş evde kalabilsin diye eve gelmiyor. Kocasına bir otel odası tutmak yerine evde ağırlamayı yeğliyor. Aslında belki bu ilişkinin bitmesi için yeterince sebep yoktu bilemiyoruz. Ama geçmişte kalmış, aydınlatılması gereken birşeyler olduğu aşikar. Kendisinden olmayan büyük kızının sorunlarını halletmesi için aslında evde ağırlanmaktadır kahramanımız.

Olayı dantel gibi teker teker örmüş Farhadi. Fazla sözlü iletişim yok. Görsellikle, suskunlukla, bazen duvara dayanarak, bazen küçük bir dokunuşla, giderken geri dönerek konuyu harika bir şekilde bize anlatı vermiş. Hele hele geçmişe dair olayları çözümünde adım adım ilerlerken usta yönetmen bu sefer kurgu ve yazarlığını da konuşturmuş.

A seperation ile bize yeni bir film deneyimi yaşatan yönetmenin en az onun kadar güzel bir filmi.

26 Eki 2014

Mac İçin Otomatik Alt Yazı İndirme ve Film Adlandırma Yazılımları

1 yıllık mac kullanıcısıyım.
Mac kullanırken hayatımızı kolaylaştırabilecek bazı yazılımları ara ara vermek istiyorum.

SUBTITLES
Birincisi SUBTITLES yazılımı. opensubtitles.org sitesinden mac için indirdim. Filmi üstüne sürükleyip bırakıyorsunuz. Dilediğiniz dilde size altyazıyı saniyeler içinde indiriyor. Filmle aynı klasöre filmle aynı isimde. Herşey saniyeler içinde olup bitiyor. Filmlerin altyazınısı hele hele güncelse yüzde yüz isabetle buluyor.

Sıkı bir eski film izleme meraklısı olmama rağmen %90 oranında altyazı bulabiliyor. Üstünü üstlük bu alt yazı %90 senkronize oluyor.

















MOVIE RENAMER
İkinci program Movie Renamer. Bu da sürükle bırak şeklinde çalışıyor. Yalnız filmle birlikte aynı zamanda altyazıyı değiştirmesini istiyorsanız ayarları biraz kurcalayarak sub, srt, txt gibi alt yazıları da değiştirmesini ondan istemelisiniz. Filmi ve altyazıyı aynı anda üstüne sürüklüyorsunuz, size imdb veritabanından arama yaparak filmi getiriyor. Sizin adlandırma sistematiğiniz ne ise ona göre yeniden adlandırıyor.



Burada yukarıdaki gibi txt, sub ve srt yi ilave ederek bunların adlarının da film ile birlikte değişmesini sağlayabiliyoruz.


Filmin tam olarak nasıl adlandırılması gerektiğini buradan belirliyoruz.

12 Haz 2013

AKM neden Yıkılıp Yeniden Yapılmalı


AKM yani Atatürk Kültür Merkezi olan binanın yapılmasına 1946 yılında başlanmıştır, 23 yılda tamamlanabilmiş bina ve 1 yıl sonra yangın çıkıp 8 yıl sonra gene açılmıştır.

Yani 1946 Yılında yapımına başlamış bina gerçek anlamda tam 32 yıl sonra faaliyete geçebilmiş. İlk açıldığında binanın adı İstanbul Kültür Merkezi'yken ilerleyen vakitlerde Atatürk Kültür Merkezi olarak adlandırılmıştır.

Taksimi bilen, yıllarını orada geçirmiş insanlardan biriyseniz en dikkat çekmeyen, şehrin ruhunu yansıtmayan, en estetikten yoksun, en çirkin bina için göz gezdirmeye başladığınızda açık ara, ikinciyi size unutturacak kadar öne çıkan bina AKM olacaktır.

Bu çirkinlik hem dış, hem iç aksanıyla bir bütünlük yansıtır. En küçük bir sıcaklık hissedemezsiniz bu binaya karşı.

Bu bina öncelikle 3 sebepten yıkılmalıdır zannımca,

1-İstanbul'un göbeğine kültür için kurulan bir binanın şehrin en ESTETİK binalarından biri olması tercih değil bence bir zorunluluktur. Kültür binamız çirkin değil, ESTETİK olmalıydı. Burada sanki kara mizah var. Şehrin en kılıksız binası nasıl oluyor da KÜLTÜR binası diye adlandırılıyor. Ülkemizde son 70-80 yılda yapılmış, en bedbaht, en şekilsiz binalar her  nedense devletin yaptırdığı binalardır. Tamam ihale ile yapıldı bunlar, maliyet göz önünde bulunduruldu ve hatta para vermedik (vermiş olamayız bence, yok artık!) vs vs. Hem çirkin, hem depreme dayanıksız bi sürü devlet binasından kurtulmamız gerekli, buna AKM ila başlanması bence uygun.

2-İsminde Atatürk geçen devlet tarafından yapılmış bir kültür binası bu. Sadece bu bile binanın derhal yıkılıp yerine adına yaraşır bir şekilde yeniden yapılması için yeterli bir sebeptir.

3-Yalnız İstanbul'un değil Türkiye'nin merkezi sayılabilecek bir merkezin bu merkeze layık güzel bir kültür binası olması için..



İsminde Atatürk geçen bu kültür merkezinin yıkılıp yok edilmesi değil, yüzyıllarca övünç duyabileceğimiz bir eser olarak yenilenmesi, yeniden yapılması olarak konuyu ele alırsak daha doğru olacaktır. Depreme dayanıksızmış, kullanışsızmış vs vs yazmıyorum bile buraya.

Sevgiler
FM

18 Mar 2013

Düğün Fotoğrafçısı


Hayalini kurduğunuz düğün için her detayı en ince ayrıntısına kadar düşündünüz. O günün en güzel şekilde anlatılmasını fotoğraf fotoğraf karelenmesini isterseniz düğün fotoğrafçısı tutmanız gerekir. Biz size bu hizmeti dugunfotografcisi34.com adresi altında veriyoruz. 

Düğün Fotoğrafçısı İstanbul : Fotoğrafçı Emine Mazı ve ekibi. 

Hayatınızın en mutlu anı, en güzel gününü sıradan bir fotoğrafçı seçerek riske atmayın. Bu işi profesyonel olarak yapan, amatör heyecanını yitirmemiş bir düğün fotoğrafçısı tutun. Düğün gününüzün en güzel fotoğraflarını ve o günkü yaşadığınız heyecanın düğün fotoğrafları içinde yer alması zordur. Babanızın düğün günü mutlulukla harmanlanmış hüznü, eşinizle o gün karşılaştığınızda ve sizi gelinlikle ilk gördüğündeki anlatılmaz heyecanı... Bu ancak iyi bir düğün fotoğrafçısı tutarak sağlanabilir. 

İyi bir düğün fotoğrafçısı, stüdyo fotoğrafçılarından farklı olarak dış mekanda fotoğraf çekebilecek farklı ekipmanlara ve tecrübeye sahiptir. Dar mekan ve zamanda birbirinden farklı duygulara sahip düğün fotoğrafları çekebilmelidir. Gelinliğinizdeki detaylar, çiçeğiniz, yüzükleriniz, o gün yaşanan tüm güzel duygular düğün fotoğrafları içinde yer almalıdır. 

Düğün fotoğrafçısı hem sanatçıdır, hem bir belgeselci... 

Düğün fotoğrafı ancak iyi bir düğün fotoğrafçısı ile en iyi şekilde fotoğraflanır. 

Düğün Fotoğrafçısı: http://dugunfotografcisi34.com/

Not: Düğün fotoğrafçısı fiyatları sayfamızdan paketlerimizi inceyelebilirsiniz.

23 Oca 2013

Mac İçin F klavye çalışma programı: TypeTrainer4Mac

Merhaba,

Bir hafta önce ben de apple masaüstüne terfi ettim. Şu sıra onunla haşır neşirim ve gerçekten beğenerek ve keyifle kullanmaya başladım. Eski alışkanlıklarımızla (yani windovsu kullanmaya devam ederek) zaman kaybediyormuşuz ve üretkenliğimiz için yeterince alet edavat sunmuyormuş diye düşünmeye başladım.
Size tavsiye edeceğim program mac, imac, macmini, macbook gibi bilumum apple masaüstü işletim sistemlerinde çalışacaktır? TypeTrainer4Mac

Öncelikle ücretsiz. Program Türkçe için özellikle hazırlanmamış fakat her dilde, her klavyeyi destekliyor. Türkçe F klavyede hangi parmakları nereye koymanızı gösteriyor. Dilerseniz yavaş yavaş size parmak antremanları sunuyor. İlerledikçe Türkçe metinleri de üzerine sürükle bırak yapmanıza izin veriyor. Ben kullandım, çok beğendim. Tavsiye ederim.

Google veya Yandex'de TypeTrainer4Mac diye arattınca karşınıza çıkacaktır.
Bu Linkten Güvenle indirebilirsiniz.

Keyifle kullanın. Görüşmek üzere.

Daha Önceki F Klavye Yazım:
http://www.fatiheminemazi.com/2006/12/f-klavye.html


2 Oca 2013

14-18.10.2012 Üsküp (Skopje) Gezisi

Vize işleriyle uğraşmamak için biraz da vizesiz ülkelere gidelim dedik ve aylar öncesinden, Pegasus'un kampanyalı fiyatlarıyla Üsküp biletlerimizi aldık.
Ve seyahat günü geldi çattı. Yolculuk yaklaşık 1,5 saat sürdü. Oldukça küçük bir havaalanı olan  "Alexander the Great"'a iniş yaptık. Havaalanından şehir merkezine ulaşım, saat başı kalkan Vardar Ekspres otobüsleriyle yada taksiyle sağlanıyor. Üsküp'te taksi oldukça ucuz o yüzden taksi tercih edilebilir.  Otobüs bilet fiyatı 10 denar yani 2,5 tl, taksiyle giderseniz 20-25 denar arası.

Geceliği 55 Euro/oda olan otelimiz Anja'yı tripadvisor'den bulduk. Konum olarak biz Makedonların yaşadığı tarafta otel tutmuşuz, Türklerin olduğu tarafta fiyatlar daha uygunmuş. Bizi Deniz Süleyman adında annesi Türk, babası Arnavut otel personel karşıladı. Giriş işlemlerini yapmadan önce içecek bişeyler ikram etmek ve Üsküp hakkında genel bilgi vermek istedi. İkram ettikleri çayla beraber küçük bir tabakta bal getirdiler. Daha sonrada gördük ki burada çayın yanında her zaman bal ikram ediliyor. (kaç fincan çay içerseniz için, yesenizde yemesenizde her seferinde bal getiriyorlar). Otel temiz ve rahattı. Yolculuk kısa sürse de yol yorgunuyduk biraz dinlenelim derken bir kaç saat uyumuşuz dolayısıyla akşam başladık Üsküp'ü gezmeye. Haftasonları  meydanda çeşitli gösteri ve konserler olurmuş. Bizim gittiğimiz günün akşamında Şarap festivali vardı. Meydanda konser, yiyecek alanları ve tabiki şarap standları vardı. Meydandaki bir cafeye oturup hem müzik dinledik hem de insanları seyrettik. Sonra meşhur taş köprüden geçtik ve bizim tarafa yani Türklerin olduğu tarafa geçtik. Arnavut kaldırımlı, iki tarafında çeşitli dükkanların olduğu, İstanbul'un eski zamanlarını andıran, kimliğini hiç bozmamış masal gibi sokaklardı. Pazar günü olması dolayısıyla bütün dükkanları kapalı ve bomboş olan sokaklarda gezinirken kendimizi zamanda yolculuk yapıyor gibi hissettik.
Otelin restorantı çok güzeldi, kahvaltıda ne isterseniz hazırlıyorlar. Kahvaltımızı yaptıktan sonra şehir turuna başladık.
600 yıl Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğinde kalan bölge, 20. yüzyılda Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti'nin en güney kısımlarını oluşturmuş, 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti’nın iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiş. 600 yüzyıl Osmanlı egemenliğindeki Makedonya son yıllarda çok hızlı bir değişim içinde. Osmanlı'nın tüm izlerini silmek istercesine her yer Barok tarzda yapılara dönüştürülmüş. Meydanda 14.6 metre yüksekliğinde 27.2 ton ağırlığında büyük İstender heykeli dikkat çekiyor. Bu heykelin amacının ulusal bir kimlik çabası olduğu düşünülüyor. Dikkat çeken diğer unsur da sanata olan düşkünlüklerinden olsa gerek her yerde çok fazla heykel olması. Alışveriş yapan bayan heykelleri, masa başında oturan insan heykelleri, vardar nehrine dalış yapan bir bayan heykeli... her yer heykel dolu. Vardar nehri nüfusu yaklaşık 500,000 olan Üsküp'ü resmen ikiye ayırmış. Bir tarafta her yerde Osmanlı izlerini görebileceğiniz çarşısı, kalesi, külliyesi, medresesi, camileri, güzel yürekli insanlarıyla Türk tarafı, diğer yanda Üsküp'e Skopye diyen, son yıllarda Avrupai tarzda yenileşme içine giren, her yere heykeller diken, şehrin en yüksek tepesine her yerden görülebilen 66 metre yükseliğinde diktikleri haç ile hristiyanlığın üstünlüğünü müslümanlara kanıtlamaya çalışan Skopye'liler ve bu iki tarafı birbirine bağlayan Taş köprü. 2 ayrı yaşam tarzı, 2 ayrı kültür-din, insan afallıyor resmen. Müslüman Türkler resmen dışlanmış, fakir bir hayat sürerken, diğer taraf yüksek standartlarda yaşayan hristiyan Makedonlar var. Bu durum nereye varacak bakalım. 

Gündüz gözüyle taş köprünün ve Vardar nehrinin güzelliğini seyrettikten sonra tarihi Türk çarşısını görmeye gittik. Bu arada Vardar ovası türküsü de hiç dilimizden düşmedi:))  Bütün dükkanlar açılmış, her yer kalabalık cıvıl cıvıldı. Dükkanlar bize göre çok nostaljikti. Eski tarz terziler, fotoğraf stüdyosu, takıcılar, gelinlikçiler, nikah şekercileri, kumaşçılar, restorantlar, bakkallar... Kaleye çıktık ama arkeolojik kazı olduğu için bir kısmına girebildik, şehri ve vardar nehrini tepeden seyrettik. Çarşı içinde olan bir külliyeye girdik. Son Yaz dizisinde oynayan Tuğçe Kazas'ta türkülerin çaldığı, sedir ve nargilelerle dizayn edilmiş bir çay evinde oturmuş bir yandan müzik dinliyor, bir yandan kitap okuyor bir yandan da çay içiyordu.Selamlaşıp bir fotoğraf çekildikten sonra biz de birer çay içtik. Sonra yemek için çarşı içindeki Turist adlı mekana gittik. Burada yenecek en güzel şey köfte. Burda köfteye kebap deniyor ve sayıyla sipariş ediliyor. 10-15-20 adet alabiliyorsunuz. Sultanahmet köftesini andırıyor ama ondan bin kat lezzetli düşünün artık. Köfteyle çok arası olan ben bile bayıldım. Köftenin yanına meşhur salatalarından, kızarmış biberlerden, kabak kızartmasından alabilirsiniz. Fiyatlar o kadar uygun ki hiç o kadar yemeğe çok komik hesaplar geliyor. Birde meşhur hamburgerci Ba-Ky diye, çarşının sonunda köşede küçük bir mekan var ki hamburgeri 10 numara. Yemek sıkıntısı yok burada. Avrupa ülkelerinde Mc, Burger'den çıkmayan biz burada doya doya köfte yedik. Çarşının sonunda meyve, sebze, kıyafet, allı-pullu şalvarların satıldığı bizim Eminönü çarşısını andıran büyük bir pazar var. Halk günlük alışverişini buradan yapıyor. Satıcılar çok sıcak ve muhabbetli insanlar. Türkiye'den geldiğimizi öğrenince başlıyorlar muhabbete. İnsan burada kendini hiç yabancı hissetmiyor.

Üsküp merkezi 1 günde rahatlıkla gezilebilir. Fazla gün kalacaksanız Bitola (manastır), Ohrid gibi  turistik şehirlere gidilebilir.  Biz Ohrid'e tercih ettik. Gardan kalkan otobüsle yaklaşık 4 saat süren bir yolculukla Ohrid'e vardık. Gittiğimizde deli gibi yağmur yağıyordu. Dinene kadar bi yerlerde oturup bişeyler yedik, baktık dinecek gibi değil yapacak bişey yok az da olsa gezelim dedik. Ohri gölünü gördük. Sonra bir taksiye atladık tepedeki kilise olan St Sophia'ya gittik. Yağmur iyice şiddetlendi, takside gitmişti, kaldık mı tepede rehin. Taksi de gitti. Mecbur yürümeye başladık ama öyle böyle yağmıyor. Neyse şansa bir taksi gördük yeni yolcu indirmiş bizi görünce hemen aldı ıslak halimize bakmadan. Ohrid'i gezemeden döndük malesef.
Makedonya çok fazla değişime uğramadan görün deriz. Çok uzun değil 3-4 günlük bir programla güzel bir gezi yapabilirsiniz.


Notlar:
Makedonya yerel saati Türkiye'den 1 saat ileride.
1 TL= 25 Denar.
Taş köprüde çok fazla dilenci ve hırzıklık yapmak için size yaklaşan çocuklar var dikkat!
Taksi çok ucuz, her yere gidebilirsiniz ama taksimetre açtıklarından emin olun.
Ba-ky'de hamburger, çarşı içinde gözünüze hoş gelen bir restorantta kebap (köfte) yiyin.
Müslüman tarafında oteller daha uygunmuş. Biz tripadvisorden yüksek puan alan yerlere baktığımız için diğer taraftan rezerve ettik.