10 Eyl 2016

7 Kişilik Aile Aracı: Citroen C4 Grand Picasso

Çorlu şubesinden Citroen C4 Grand Picasso mu teslim aldım. Ben karar verdikten 1 gün sonra aracı teslim ettiler. Önceye göre ne kadar hızlanmış işlemler. 

Neyse, Çorlu - İstanbul. Sonrasında istanbul şehir içinde kullandım aracı. 

İlk izlenimlerim:



Araç Full + Teknoloji + Güvenlik + Otomatik arka bagaj ile geldi. 
Öncesinde mümkün olduğunca boş araçlar almış, mecburen bu aracı (çünkü boşunu satmıyorlar) almış biri olarak şunları söylemem gerekiyor. 


1 Xenon farlar harika çalışıyor. Aydınlatması iyi.. Önünüzde araç varsa hemen onu rahatsız etmeyecek şekilde teki kafayı yere indiriyor, ötekisi sağ tarafı uzun şekilde aydınlatıyor. Direksiyonu çevirdiğiniz yere bakıyor filan. Bence şahane özellikler. Ayrıca uzunları yakmak için kolu kendinize çekerseniz. Mümkün olan her zaman uzunları otomatik yakıyor.


2 Anahtarsız giriş ve çalıştırma Toyota'dan sevdiğim özellikti. Zaten bu aracı tercih etmemin sebeplerinden biri de buydu. Güzel sorunsuz çalışıyor. Çok yağmur yağdığı soğuk havalarda çalışmıyor. Kapalı garajda çalışmaya başlıyor.


3 Otomatik el freni. Adı el freni ama artık elinizi sürmüyorsunuz. Araç durduğunda el frenini elektronik olarak çekiyor. Siz D ye takıp haraket ettiğinizde kendi indiriyor. Bunlar çok güzel detaylar. 


4 Park asistanına BAYILDIM. İki araç arasında 8-9 kez filan denedim, kusursuz çalışıyor. Lakin bizim sitenin otoparkında taşıyıcı perde kolonlar var. Orada perde kolonları saymıyor park yeri olarak. Bu sistem iki araç arası harika çalışıyor. Özellikle aracın boyutu büyük olunca ve kadın kullanıcıların çokluğu düşünüldüğünde çok yerinde bir donanım olmuş. 


5 Navigasyon eğer adres girerseniz sizi oraya götürüyor. Ama yandex e alışmış birinin şehir içinde bunu kullanması zor. Keşke Yandex'ten bulduğumuz noktayı direkt buraya bluetooth dan aktarmanın bir yolu olsaydı. Bende araçla gelen igo yazılımının iphone sürümü de var, zamanında para verip aldığım fakat şimdi kurmadığım. En azından orada bulduğumuz yeri keşke araca atabilseydik. Belki enlem, boylam yazıp girmek daha kolay olacak. igo nun iphone sürümünde POİ (hastane, eczane, avm bilimum otel, dükkan) harika şekilde çalışırken bugün aracın navigasyonunda viaportu bulamadım. Belki ben beceremedim. Açtım yandex navi yi, viaport söyledim. Sesimi viaport yazısına çevirdi beni en kısa yoldan götürdü. Keşke daha işlevsel olsa bu navigasyon. Belki şehirler arası yolda kullanırım. 


6 Kör nokta uyarı sistemi: insana güven veriyor. Kafamı çevirip arka tarafa bakmayı bıraktım. 1-2 saniye gecikmeli çalışıyor. 


7 Şerit ihlal uyarı sistemi: Herhangi bir yolda yanlışlıkla şeridi sinyal vermeden değiştirirseniz veya şeridinizi koruyamazsanız emniyet kemeri tık tık tık sürücüyü uyarıyor. Çok iyi düşünülmüş. Sürücünün kusurunu yolcular haber almamış da oluyor. 


8 aktif gergili emniyet kemeri: araç ilk haraket ettiğinde ön emniyet kemerleri söyle bir sıkıyor. Eğer sıkı bir frene basarsanız gene iyice sıkıyormuş. Kaza anında boşluk bırakmıyormuş. 


9 Benim üçüzlerim var, bu aracı da mecburiyetten ve en mantıklısı bu diye tercih ettim. Piyasada neredeyse tüm 7 kişilikleri inceledim. Bana göre en mantıklısı buydu. Verso nun 1,6 dizel otomatiği olsa kesin onu alırdım. Ama beğendim bu aracı. 1.6 dizel motor gerçekten yeterli bir güç üretiyor. İlk kalkışında biraz benzinliye göre yavaş kalsa da (çünkü aracı sakin kullanıma göre ayarlamışlar) siz gaza bastığınızda güçlendikçe güçlenen, 120 de bile ivmelenen bir makine olduğunu anlıyorsunuz. Dizel + Tam otomatik şanzıman uyumu kusursuz çalışıyor. Ben motoru çok beğendim. 


10 Start Stop sistemi çok iyi çalışıyor. Siz pedaldan kaldırdığınızda araç harakete hazır hale gelmiş oluyor. Gecikme hissedilmiyor. 


11 Üçüzler için tercih edilmesi gereken araçlardan. Arka 2. sıra koltukta tam 3 İSOFİX bağlantısı var. 3 bebek koltuğu rahatlıkla sığıyor. Corollada çocukların ayakları bizim koltuklarımızdayken, bu aracın diz mesafesinin genişliği sayesinde çocuklar da daha konforlu bir yolculuk yapmaya başladı. Arkada Karartılmış camlar ve güneşlik gibi detaylar tam bir aile otomobili olduğunu gösteriyor. Ayrıca aynanız iki tane, biri klasik geri ayna (kendiliğinden kararan) ve çocuklara bakmanızı sağlayan başka bir ayna daha var. Beğenilesi. 


12 Ses sistemi de çok başarılı. Mevcut araçlarımdan daha iyi. Araç usb bellekten mp3 filan okuyor. bluetooth aracılığıyla telefondaki müzikleri çalıyor. Eğer iphone kullanıcılılarındansanız telefonu usb ye bağlanıdığınızda ipod olarak görüyor ve oradan da müzik çalabiliyor. Ayrıca bluetoth hemen görüyor, oradan konuşma filan yapabiliyorsunuz. Telefon rehberinizden veya son arananlardan arama yapabiliyorsunuz. 


13 aracın 12 inclik ve 7 inclik iki ekarnı var. 7 inclik ekranı dokunmatik. Yanındaki temel bölümlerden birini seçtikten sonra dokunmatik ekrandan işlem yapıyorsunuz. Ordaki tek fiziksel tuş ses kadranı. Diğer fiziksel tuşlar direksiyonunun üstünde.

 
14 Direksiyonun üstünde sol üstte cruise kontrol ve hız sınırlayıcı aşağında 12 incik ekran ve navigasyonla ilgili kısa yollar solda üstte müzik kontolleri altında telefon kontrolleri var. Ayrıca park asistanı sol altta kısa yolu var. Hafif bir direksiyon olmasına rağmen hızlandıkça ağırlaşıyor, güven veriyor. Direksiyon genel olarak başarılı. 


15 Cruise kontrol önceki kullandıklarıma göre çok geliştirilmiş. Hızı ayarlıyorsunuz direksiyondan. Mesela 70 ayarladınız. Öndeki araç 60 a düştüğünde araç motor freni ile 60 a düşüyor. Sizin frene filan basmanıza gerek yok. Araçla mesafesini 2 sn olarak (hızınıza göre değişken mesafede koruyor) Eğer gaza basarsanız 80 e çıkıyor araç gazdan ayağınızı kaldırdığınızda tekrar 70 e düşürüyor hızını. Ancak frenle ara veriyorsunuz hız kontrolüne. Onda da yukarıda pause tuşuna basarsanız direkt son ayarlanmış hızdan devam ediyor. Bunun bir ilerisi aracı tamamen kendi kullanması arabanın  Bize pek iş düşmeyecek. 


16 Gelelim yakıt ekonomisine son olarak galiba 360 km yol yapmış oldum. Deponun görsel olarak üçte birlik yakıtını da bitirdim. Bu gidişle araç 1000 km üzerinde tek depo dizelle gitmiş olacak. 

Şimdilik bu kadar. 


Bir Yıl Sonunda İzlenimlerim:
1 Araç ekonomik. İstanbul içi 1 depo ile 800km yapabildim. Şehirler arası yolda 1050km yapabildim.

2 Aracın kapılarında tokluk hissi az.
3 Yönlendirmeli far arızası oldu, (bu araçların genel bir sorunu), servis değiştirdi.
4 Serviste güncelleme oldukça yeni yazılım yükleniyor. Özellikle İstinye Bayraktar bu konuda iyi. Fatih ustaya selamlar.
5 Araç uzun yolda çok rahatlık sağlıyor. Yönlendirmeli Far, Aktif hız sabitleme (öndeki araca göre hızlanıp yavaşlayan), Şehit ihlal, Yanda araç var uyarısı gibi sistemler sayesinde. Tercih edilen süspansiyon yolcular için yumuşak bir seyir vaad ediyor. Yalnız 1 kötü taraf var: Yüksek hızlarda direksiyon hafiflediği için biraz temkinli viraja giriyorsunuz. Aracın sürücüsüne virajlarda geri bildirimi yok denecek kadar az. 
6 İkinci koltuklarda doğru koltuk mesafesini ayarlarsanız 3. sıra koltukda oturanlar dahi rahat bir yolculuk yapabilir. Tabi çok uzun yollardan bahsetmiyorum.
7 Kalabalık bir aileyseniz bu araç veya muadillerini tercih etmeniz bana göre şart. Corolladan buna geçerken çok gereklimiydi sorularına muhatap olmuştum. Lakin o soruları soranlar bu sınıfın gerekli olduğuğunu anladılar.
8 Aracın teknolojilerine çabuk adapte oluyorsunuz. Bunlardan kolay kolay vazgeçemezsiniz.
9 BMW 2 Gran Tourer de aklım yok değil. Bu aracı aldıktan sonra çıktı. Biraz daha küçük biraz daha pahalı.





Eczanelerde Bilgisayarları hızlandırmak ve Ağ kurulumu

Eczanelerde genelde yavaş çalışan bilgisayarlar vardır. Müşterilerimizin ise epey acelesi olur.

Bu kısır döngüyü kırmak için yapacağınız küçük bir yatırımla tüm meslek hayatınız boyunca hızlı çalışan bilgisayarlara ulaşabilir siniz...


  • SSD: Eczanede işletim sistemlerinin kurulu olduğu hard diskler epey yavaştır. Eczanelerin kullandığı yazılımların yavaş çalışmasının (yazılımsal hatalar dışında) ana sebebi budur. Öncelikle bilgisayarlarınıza bence ivedilikle SSD alıp, bilgisayarlarınızı ona kurmalısınız. Bütçeniz kısıtlı ise en azından eczane programının kurulu olduğu ana bilgisayarınızda işletim sistemini ve programı SSD üzerine kurmalısınız. 120gb lık bir Sandisk SSD (en ekonomiği bile) işinizi görecektir.

  • Gigabit Hub: Bilgisayarlarımızı bağladığımız modemler genellikle eski bir teknolojidir. Ve yavaştır. Tüm bilgisayarlarınızı Gigabit bir hub'a bağlarsanız (internet çoğaltıcı) onu da modeme bağlarsanız bilgisayarlarınız eskiye göre daha seri ve hızlı birbiri ile anlaşacaktır. TP LINK 8-Port Gigabit Desktop Switch - Steel Case
  • Cat 6 Kablo: Görünüş itirabarı ile Cat5 kablolardan farkı olmamasına rağmen yapısı farklıdır. Gigabit bir bağlantıya sahip olmanız için bilgisayarlarla Hub arasındaki kabloları Cat6 kablolarla değiştirmelisiniz.
cat6 kablo gigabit hub ile ilgili görsel sonucu
  • Ram: Bilgisayarınızın ana kartının ve işletim sisteminin el verdiği en yüksek ram'i kullanın. Bilgisayarınız eskiyse bilgisayarcılarda bulamayabilir siniz size uygun Ram'leri. Tavsiyem Sandisk alın. Sandisk iyidir.
  • Temiz bir işletim sistemi: Pek çok bilgisayar kurulduktan sonra yavaşlar yavaşlar. En sonunda işler artık yürümez. Temiz bilgisayar için iş bilgisayarlarınızla virüs içerebilecek sitelere girmeyin. (Video, Bahis, Oyun). Eczane bilgisayarınıza gerekmedikçe program kurmayın. Bilgisayarlarınıza işletim sistemi kurduktan sonra Ghost gibi yedek programlarıyla temiz bir yedek alın. Sonra işletim sistemini yavaşlatmayan bir antivirüs kurun. (Avast). Sonra eczane yazılımını.


    İyi çalışmalar.


İlaç tarif etiketi için yazıcı

İLAÇ TARİF ETİKETİ İÇİN YAZICI
Eczanelerde Zebra LP 2824 ilaç tarif etiketi yazdırmak için ideal bir çözüm. Arkadaşlara tavsiye ederim. Aldığım yazıcı:

https://www.webdenal.com/zebra-lp2824p_670929.html...
Zebra LP2824P ile ilgili görsel sonucu

Zebra'nın TLP modeli de var. Onda ribon var. Ama tarif etiketi için buna ihtiyaç duymayacaksınız. Bence aradaki farkı vermeye gerek yok. Verirseniz sorun da değil hani...

Zebra'nın karşısındaki en iyi marka Argox. İkisi arasındaki tek fark şu: Zebrada kağıdı değiştirmek için hiç birşey bilmenize gerek yok. Pos makinesine kağıt koymak gibi. Bir kaç saniye sürer yani.

Argox'da basit de olsa kapağı açtıktan sonra 2 şey yapmanız sizden bekleniyor. 2 dakika filan sürer en fazla... Argox daha uyguna daha gelişkin özellikler sunar. (Daha geniş yazmak gibi) Ama derdiniz benim gibi sadece ilaç tarif etiketi basmak ise Zebra LP 2824 alabilirsiniz.

Kağıdı nereden alacağız. Bizim ilaç tarif etiketleri 50*40 a göre ayarlanmış. Bu özelliği taşıyan herhangi bir termal etiket işinizi görecektir. Yalnız ben 50*40mm termal etiket bulamadım  58*40mm etiket aldım, tam ortaladığı için harika görünüyor. Hiç sıkıntı yok. Aldığım etiket:

http://www.ofix.com/Tanex-58x40-mm-Eco-Termal-Li-Etiket...
Tanex 58x40 mm Eco Termal Etiket 40 mm Çap 600'lü Rulo

19 Tem 2016

İyi ki ordaydım

İyi ki oradaydım. Bir sürü arkadaşım bana kızmış. Kızsın. Benim aklım başımdaymış, orada olma malıymışım. Aklımın başında olduğunu söyleyenler nereden çıkarıyorlar bilmiyorum? Değil. Heralde beni yakından tanımıyorlar. Hadi oradayım, orada ki giyinişi hoş olmayan insanlarla nasıl bir aradayım. Zaten benim mücadelem bunun için. Herkesin özgürce inandığı gibi bu ülke bütünlüğünde bir arada yaşaması. Derdim bu zaten. Orada olmamın tek nedeni de bu. Ermenisi de, Ateisti de, Kürdü de, Arabı da, Türkü de, Müslümanı da, Alevisi de bu kimliklerin hiç birini kabul etmeyeni de yanyana kardeşçe yaşasın isteğindeyim.
İlk önce pek çok kişi darbe değil bu, tiyatro dedi. Sebep neydi, "CB nını niye almamışlar, böyle darbe mi olur. Darbe dediğin sabah 5 te olur vs". Almamışlar değil, alamamışlar. Sonra darbeyse ordunun tümü içinde değil, diğerleri askeri unsurlar yapsınlar kurtarsınlar dediler.. Burada yazmayacağım.
Mete Yarar, Cnn Türk diye aratın izleyin. Ayırın 4 saatinizi izleyin. 358 General olan ordumuzda 118 General gözaltına alındı. Yani o akşam darbeye katıldı büyük ihtimalle bunlar. Diğerleri de zaten birliğin başında değildi. Tüm birlikler cuma akşam 17:00 den sonra nöbetçi hariç subay kalmaz. Nöbetçiler de kendi elemanlarından seçilmiş...
Millet tankı ele geçirmiş. Evet geçirdiler. Askerlik yapanlar az çok bilir. Kanunsuz Emir diye birşey var. Karşındaki polis veya asker de olsa, emir varsa VURURSUN. Vatan hainidir. Yersin bu yalanı yani.. Vatandaş varsa vuramazsın. Çünkü bu adam sana diyor ki, "sen darbeci misin, in aşağı. Asker bizim." İşte orada çakıyorsun. Yani darbecilerin kandırdığını. Bu suçtur. Cezası ağırdır.
1 Ordu komutanı, Ömer Astsubay, Zekai paşa, Mitin Cb nını almaya giden helikopterleri dinlemesinde "inlerimize girecekti, inlerine girmeye gidiyoruz" lafının takılması. Darbenin Sabah 4 değil alal acele erkene alınması, Halkın yollarda olması, onu karşısında gören askerin silah bırakması. Dışardaki halkın psikolojik olarak büyük bir baskı oluşturması bu insanlar üstünde...
Bir de darbe olsa da hiçbir şey yapmama düşüncesinde olanlar var. Olabilir. İyi de bu cumhuriyet, bu demokrasi değilmiydi en önemli olan şey. Gerçek bir darbede çıkmayacaksın da ne zaman çıkacaksın. Unutma ki övündüğümüz Atatürk ayaklananların başı, halkı organize edip sokaklara döken kişiydi. Kurtuluş savaşı sırasında evinden çıkmamış, çekirdek çitleyerek sonuçları beklemiş insanlar da vardı. İşgal kuvvetleriyle maç yapanda... Atatürkle tamamen zıt fikirlere sahip ama vatan için yanında duranlar da.
Hepsine amenna diyip, CB bundan dolayı siyasi rant elde etti diyenler var. Edebilir, etsin yani.. Adam kaçmadı, saklanmadı. Direkt üstüne gitti. Benim şuan Bahçelinin elini öpesim, Kılıçdaroğluna sarılasım var. Sabaha ne olacağı belli değilken CB nını darbe anında tv ye görüntülü bağlayıp konuşturan kadın kadar yürekli olmalıyız...
O kışla lafını sokuşturması hataydı, zaten yeni bir söylem değil. Bir kaç aydır söylüyor. Yeri değil, zamanı değil..
Bir de şunu eklemek istiyorum. Dün bir bir ilin baş adli tıp uzmanı arkadaşı aradım, sordum: "Başı kesilen asker varmı?" diye. Hatta periskop videosunu yolladı. Yok fatih. Yalan söylüyorlar. Bize böyle birşey gelmedi. Ülke elden gidiyordu, kurtuluş savaşı verdik ve daha bitmedi bu çok net. Emniyette %90 oranında iştirakçileri belirledik" diye de ekledi. Bu adamın Recep Tayyip'çi olmadığının, o partiye gönül verenlerden biri olmadığının altını çizeyim.
Köprüde linç girişimleri, ölenler vs oldu. İnanın çok üzgünüm. Ben işin daha da karışacağını ve 10 saat direnmiş tankın özellikle top üzerimize attıktan sonra daha da çılgın şeyler yapacağını ön görerek köprüden erken çıkmıştım. Orada olsaydım varsa öyle bir olay olmaması için elimden geleni yapacak biri olarak şunları da söylemek isterim. Ama bunu sadece köprüde ki erler hakkında söylemek isterim:
10 saat boyunca mühimatları bitene kadar köprüde bana ona buna şuna senin ablana, diğerinin kız kardeşine, babasına, amcasına ateş eden 60 kişi vardı köprüde. Bunlar için de erler de vardı. Onlara kemerle vurulduğunu hepimiz gördük içimiz cız etti. Darbe hakkında hiç bir paylaşımı olmadığı halde bu konuyu öne çıkaranlara şunu da demek isterim. Benim de hoşuma gitmedi bu göründü. Bir kişiye (asker demeyin lütfen o adam bana, yarnımdaki yüzlerce insana 10 saat ateş etti. Yaraladı öldürdü) kemerle vurmanın cezası neyse o cezayı kemerle vuran alsın. Amma o adam da vatan haini olmak veya vatan hainlerinin uşağı olmaktan yargılansın. Önce herkes insan olsun. İyi insan olsun. Sonra asker, doktor, eczacı, mimar, mühendis ev kadın, anne, baba olsun. Bir kişi birini timsaha itmiş, adamı timsah yemiş. İten kişi ama beni de sivrisinek ısırdı ona ceza yok mu demiş. Hikaye buna benziyor.
Sela hakkında tam oradayken bir paylaşımım olmuştu. Tabi sela müslüman öldüğünde okunur diye. Okunur, okunsun. Ezan da okunur. Benim istiklal marşımın 8. kıtasında paylaştığım gibi vatanım kurtuluş savaşı verirken ezan okunsun lütfen. Zaten kimse f16 seslerinden uyuyamadı o gece.
Gezide akşam 8-sabah 5 arası tencere tava gürültüsü olmuştu. Gezide bilenler bilir. Yalan haber, yolların araç geçişine kapanışına ve gece 12-05 arası tencere tava gürültüsünden rahatsızdım. Gene bilenler bilir, bende zamanın başbakanının gereksiz sertleştirdiğini gerdiğini düşünmüştüm olayları.
Ama birşey de ilave edeyim, eşim üçüzlere hamile. Zaten oldukça zor bir süreçten geçiyoruz. Çoklu gebelikten erken doğum riski mevcut. 15 gün boyunca kesintisiz gürültüye maruz kalıyoruz. Sabahlara kadar uyuyamıyordum. İşten eve geliyorum, eşim evde tek, ayağa kalkmasını bile istemiyorum. Akşam tam önümde tencere tavacılar eyleme başladı. Yolun tam ortasında. Adet olduğu üzere... Bir saat kornaya bile basmadan bekledim aracın içinde. Yolu kapatmak umurlarında değildi, insanlar bir yere yetişiyormuş umurlarında değildi. Sabaha kadar gürültü yapıyor umurlarında değildi. Sanırım benim bilmediğim bir şekilde memleketin patronu olduklarını hissediyorlardı. Neyse yol açıldı eve gittim. Bir gün sonra önümde, tam önümde dans eden tencere tava yapan kadın migrosta sıramı gasp etti. Bir an sinirlendim. Sonra kendime kızdım. Hatta o kızgınlıkla gasp ettiği sıramı da onun almasına ses çıkarmadım. Normalde yapmam. Kadın belki çok doğru birşey yaptığını sanıyordu. Onun yüzünden evime gidemedim. Ayağa kalkmamasını bile istemediğim eşim evde 1 saat daha fazla tek başına vakit geçirdi. Ama bu kadın bunların farkında olamayacak kadar saftı, düşünemiyordu. Yollar onun, gürültü yapmak onun hakkıydı. Gezide sabahlara kadar gürültü yapan arkadaşlarım bazı dersler çıkarmış olacak ki, sesten rahatsız oluyorlarmış. Ne tesadüf 3 yıl önce de sesten rahatsız oluyordum, şimdi de rahatsız oluyorum. Değişen bir şey yok. Benim o kadına gösterdiğim hoş görü gereksiz miydi. Yoksa şimdi siz de mi hoş görülü olmalısınız. Sorun kendinize.
Ohhh içimi döktüm...
Birbirimizi dinleyelim, kardeş olduğumuzu ve birlikte yaşama kültürümüzü geliştirmemiz gerektiğini unutmayalım
Şimdi eleştiri değil, öz eleştiri zamanı.
Bu arada benim gördüğüm en güzel köprü görüntüsü burada. İzlerken olayları yeniden yaşadım. Bu videoyu izlerken kafamdan bunlar geçti.
Sevgiler.

16 Tem 2016

Ordaydım

Ordaydım...
Sabah saat 6 ya kadar köprünün dibindeydim.
TRT deki Darbeci anansunu duyduktan sonra artık evde durmamın hiçbir anlamı yoktu. Çıktım. Amacım maltepeden Köprüye gitmekti.
E5 e indim, E5 te küçükyalı sapağında Tam önümde 4-5 tane polis kılığında insan beni durdurdu. 16 Plakalı Tırı önüme çekip, arka kısmına da bir araç park ettiler. Arkamdaki kuyruk ile birlikte çıktık. Onlara darbecilerle hareket ettiklerini söylediğimizde doğrusu çok kalabalık olduğumuz için size zarar gelmesin diye yapıyoruz. Emir geldi böyle yapmalıyız dendi. Ben de emir komuta zinciri iptal edildi, halk sokaklara Demokrasiye Sahip çıkmaya çağrıldı dedim. Ama onların karanlık bir niyeti vardı. Az ilerde halk tarafından ele geçirilmiş 200m kadar ilerde dev tank da yolu kesmişti, bu polislerde yolu kesmişti. Eminim darbecilerle kol kola olan insanlardı bunlar.
Güya ordakiler bize zarar gelmesin diye yolu kapamışlar. Köprü yol kapamak, göz dağı vermek, hayatın işleyişini durdurmak darbeci mantığıdır. Orda yarım saat kıbırdayamadım. Arkamdaki araçlara sapma yolundan gitmelerini söyledim. Araçlar yavaş yavaş yanyoldan çıktı. Ben de E5 üzerinden ters yönde gitmeye başladım. 100M arkama aynı polis grubu 16 plakalı bir tır daha çekti. Yan yola saptım, Yolumu kapatan tırı geçtim, az ilerde Bir tank halk tarafından ele geçirilmiş, üstünde zıplanıyordu. Onu da geçtim. Göztepe sapağında artık dersimi almıştım. Orda da bir 16 plakalı tır gene insanların köprüye gidişini kapamak için yolu kapatmıştı, ama orada tecrübeliydim artık, yan yoldan geçtim. Orda sıkışıklık içinde yavaş yavaş ilerlerken, arkamda gene 16 plakalı tır ilgimi çekti. Sanırım ben geçtikten sonra göztepe sapağındaki yan yolu da kapamış olmalı.
Tam o sırada göztepede aracıma, benim olduğum noktaya bir kurşun isabet etti. Etkili menzilinden biraz dışarda olduğıu için şanslıydım.
Yola devam ettim, köprü yolu kapalı olabilir diye, köprü yoluna sapmadan direkt 1. ordunun yanından sahile, üsküdara gittim. Yollar artık boştu. Darbeciler gerekli önlemleri almışlar, insanların köprüye gidişini engellemişlerdi anlaşılan.
Beylerbeyi deniz komutanlığından yukarı çıkarak, tam da Boğaziçi Köprüsü Metrobüs durağına giderek aracımı park ettim...
Bir süre yukarı çıkmaya cesaret edemedim, çünkü kurşun sesleri geliyordu. Sonra orada da yüzlerce insan olduğunu anladığımda yukarı çıktım. Evet yukarda manzara tam da tahmin ettiğim gibiydi. Ben kadıköy yönü metrobüs durağındaydım. Köprüye yakın, ama köprüyü göremeyen noktadaydım. Bu orayı karşı metrobüs durağına göre daha şanslı bir nokta yapıyordu.
Arada insanların sesleri yükseliyordu. Her yükseldiğinde karşı tarafdan kurşun yağıyordu üzerlerimize. Özellikle Mecidiyeköy yönündeki metrobüs durağı yakınlarındaki insanlardan her kurşun seslerinden bir inleme geliyor. Ambulan çağrılıyordu. Ambulans saniyeler içinde geliyor, yaralıyı alıyor gidiyordu. Ben orada olduğum sürece onlarca insanın vurulduğuna şahit oldum. Aralarından ölenler olmuş olabilir...
Bir kişi elimize versinler bunları, linç edelim diyordu. Ben de kardeşim, onlardan ne farkın kalır dediğimde... Delirdi...
Kardeşim, sen görmedin, buraya gelen tanklar buradayken ben burdaydım, üzerimize kırdı, bir sürü insan öldü yaralandı. 9 yaşındaki çocuğun ayağı koptu. Bunlar insan değil. " dedi. Adalete versek dedim. "Şimdiye kadar sustuk, bak adamlar topla tüfekle üzerimize geliyor" dedi.
Sağdan soldan insanlar 3-5 dakkkada bir yaralanıyor, ambulans geliyor götürüyordu. Arada ambulansa da kurşun yağdırılıyordu. O an yaşadıklarımın gerçek olamayacağını düşündüm, ama bizzat olayın tam kalbindeydim.
Sonra tanıdığım bir arkadaş da ordaymış, bizi perdeleyen tepenin tam üstünde. Onu çağırdım. Sen köprüyü görebiliyorsan, onlar da seni görür vurulursun dediğimi hatırlıyorum. Karşıdaki insanlara da sesim gitmedi. Orada onlarca insan kuş gibi vuruldu.
Bir ara üzerimize epey etkili biber gazı atıldı. O kadar kurşun çıktılar ki, bize siper olan bir tepe olmasına rağmen arada bir araçtan, bir direkten kurşun sekerek bizim taraftan da 4-5 kişinin yaralandığı oldu...
Bir jeep tam da metrobüs yolunda ters istikamette sürerek önümüze geldi. Radyoyu açtı. Gelişmeri epey oradan dinledik.
Sabah 6'ya yaklaşırken polisle darbeciler arasında çatışma çıkmaya başladı, tam o sırada bir de köprünün ağzına gaz bombası atıldı. Ve çatışma kızıştı.
Ben arkadaşımı zorla aşağı çekerek indim. Dedim artık güvenli değil burası gidelim. Az önce olduğumuz yere köprünün üstünden top atıldı. Yukarı çıktım can pazarı kurulmuştu. Yukarıda haberleri dinlediğimiz, ayaktayken üzerine dayandığımız araç isabet almıştı. Birileri çarşaf yırtıp turnike yapmaya çalışıyordu. Bir yandan da kurşunlar yağıyordu.
Bir an sayabildim 5 yaralı insan görebildim. Belki daha fazlasıydı, ve çok kötüydü durumları. Ambulans da toptan korkmuş olacak bir süre gelmedi. Oranın hemen altındaki aracıma indim. Yaralıları aşağı indirenleri bekledim. Önümdeki araca bir tane yaralı koydular. Ben de bekledim, bekledim, gelmeyince yola devam ettim. Ara sokaklardan, göztepeye vardım. Arkadaşımı bıraktım. E5 üzerine çıktım. Göztepe noktasından kadıköy yönü kapalıydı. Evimin sapağına kadar rahatlıkla geldim. Maltepe noktasında pendik yolu kapalıydı.
Bazı arkadaşlar kurmaca, oyun yazmış. Feto cu bu adamın yazdıkları hala duruyor, bir bakın. Böyle bir kahaneti 1 gün önce yazmış bu adam...
https://twitter.com/tuncayopcin?lang=tr
TBMM nin bombalanma sebebini CHP li bir millet vekili tv de şöyle açıkladı. CHP, MHP ve AKP darbeye karşı tek yürek olunca partinin yetkilileri TBMM ye yönelince başımıza bombalar attılar...
Zaten darbe girişiminde bulunanlar da aynı güruhtan. Bu apaçık bir darbe girişimiydi ve bu insanlar kimse kusura bakmasın IŞİD mantığından farklı değillerdi.
Bazı arkadaşlara da göre ben aptal oluyorum.
Doğru, ben aptalım. Darbeciler evden çıkma diyor. Trt yi basıyor. Senin benim seçtiğim insanları alıp şafakta asmayı planlıyor. Onların lafını sen dinledim, ben dinledim.. Hepimiz dinlersek ne olacak?
Elbette darbe olacak...
Türkiye demokrasi sancısı çekmeden bize bu sistem gelmişti. Tepeden inme... Belki de ilk ciddi demokrasi sancımızı çektik ve zaferimizi kazandık...
Hayırlı olsun.

26 Nis 2015

Üç bebekli aileler için 7 koltuklu aile otomobilleri

Merhaba

Bebekler doğduktan sonra güvenli araç yolculuğu önem kazanmıştı. İlk 14 ayımızı ana kucağını emniyet kemerle bağlayarak geçirdik.



Dışarıda bebekler uyurken yatak, beslerken çok zarda kalırsak mama sandalyesi, uyutmak için ev tipi ana kucağı gibi görevler yüklemiştik.  Bebeklerimizin henüz ağırlıkları çok artmadığı zamanlarda sağa sola taşımak için güzel bir araçtı. Artık bebekler kilo ve boy itibariyle bu koltuklara sığmaz oldu. Hem de o ana kucaklarını biz taşıyamaz olduk. Allah kişiye taşıyabileceğinden fazla yük yüklemezmiş. Tam da bu sıralarda bizim 2 oğlan yürümeye başladı.


BeSafe Izi Comfort X3 9-18
Bu gün itibari ile dünyanın en güvenli bebek koltuklarını üreten Norveç tasarımı BeSafe markasının X3 9-18kg oto koltuklarına geçtik. Şu anki aracımızda 2 isofix olduğundan ve 3 koltuk ancak sığdığından emniyet kemerli modelinden aldık. Model emniyet kemerli olmasına rağmen, iki sıkıştırma mandalı ve sonrasında emniyet kemeri gerdirme fonksiyonu sayesinde bağlarken hata yapmanıza pek olanak tanımıyor.

Bizim Üçüzler Yeni Oto Koltuklarında

Bebekler için hem güvenli hem de konforlu bu koltuklar maalesef epey yer kaplıyorlar. Aile dışından biri araca bineceği zaman bebek koltuklarından birini söküp bebeği kucakta götürmek istemiyorum.

Artık geniş, yüksek, büyük 7 koltuklu araçlara bakıyorum. Bakıcı nedeni ile 7 koltuk olmalı diye düşünüyorum. 

Aradığım Özellikler

+ İkinci sıra koltuğa üç bebek koltuğunun aynı anda sığması. Şu an Corolla'ya sığıyorlar. Corollanın 2. sıra koltukları 140cm. Bu olması gereken en az genişlik aynı zamanda. Daha dar olsaydı, sığmayacaklardı.
+ Mutlaka büyük ve yüksek olmalı
+ Güvenlik testlerinden geçmiş, güven veren uzun süre kullanabileceğim bir araç. (Alman veya Japon mallarına güvenim her zaman daha fazla olmuştur.)
+Büyük bagaj hacimli. Tabi 7 kişilikken bagajı olabilmesi daha da iyi olacak. En azından 7 kişilikken bebek arabalarını alabilmeli.
+1,6cc veya daha düşük hacimli bir motora sahip
+Dizel ve ekonomik olması tercih sebebi
+Otomatik olması. Tam otomatik olması tercih sebebi.



Nissan X-Trail


Japon arabası. Kasa oldukça yeni, 2014 te çıktı. Test sürüşü yaptım, sürüşü çok keyifli, kuvvetli bir motoru var. 1.6 dizel otomatik. Cvt şanzıman çok başarılı. jAma 2. sıra koltuğun genişliği kol dayamadan, kol dayamaya 135cm. 3 bebek koltuğu 140cm yer kapladığı için eledim. 115.000TL den başlıyor. Nissan Qashqai'nin büyüğü gibi dursa da, daha iyi bir araç. Eski küt kasa ile alakası yok. Araç yüksek olmasına rağmen kullandığı teknolojilerle yola iyi tutunduğunu söyleyebilirim. Şehir içi 5,8 şehir dışı 4,7 yakıyor fabrika verilerine göre. Ben test ederken 7,1 i gösteriyordu. Bu cüssede bir araç için iyi bir rakam.

Seat Alhambra


Araç için bayiye gittim. 1.4 benzinli otomatik olarak geliyor. Donanım olarak baya dolu. Fiyatı 106.000 TL. 7 koltuk kullanımdayken Bagajı en büyük olan 7 kişilik araç bu. 267L. Fakat bagaj uzunluğu Citroen Grand Picasso'dan daha dar. Önümüzdeki hafta test edeceğim. Kasa 2010 senesinden kalma. Benzin sarfiyatından dolayı ve ikinci elinin çok çok kötü oluşundan dolayı soru işaretleri var. Siparişle yurtdışından geliyor, 3 ay beklemek gerekiyor. Volkswagen bir motor, 150bg. Fabrika verilerine göre şehir içi 9,5 yakıyor. 2. Sıra koltukların genişliği 150cm kataloga göre. 
Seat Alhambra Bagaj Ölçüleri

Citroen C4 Picasso


Forumlarda okuduğum kadarıyla bazı kişiler ekranında sorun yaşamış ama garantiden değişmiş. Bir de vites geçişleri sıkıntılı, tek kavramalı yarı otomatiklerde hep olan hikaye. 1-2 ay kadar sonra 1.6 dizel tam otomatiği geliyor. Kasa 2013'te yenilenmiş. 2015 yılında yılın aile aracı seçilmiş İngiltere'de. Fabrika verilerine göre az yakıyor. Şehirlerarası yolda 3,8l/100km Şehir içi 4,5L/100km yakıyor. çine oturduğumda büyüklük hemen hissediliyor. Özellikle ön camı tavana kadar uzanıyor. Hatta güneşlikler ileri geri de salınım yaptığı için olması gerekenden çok daha büyük ön camları var. Yukarı gökyüzünü seyretmenize imkan sağlıyor. Bagajı İngiltere'de yapılan bir testte arka bagaja pusetin sığmasını sağlayacak kadar genişlik sağlıyordu. 109cm. İkinci sıra koltukları 141cm civarında.  3 bebek koltuğuna 3 isofix geliyor ikinci sırada. Fiyatı 89.000 TL den başlıyor. 

Citroen C4 Picasso Bagaj Boyutları

Peugeot 5008



Bayiye gittim. Tam otomatiği geliyor diye hiçbir bayide yok. Tuzladaki bayi 23 nisanda var dedi, gittim, bir laubalilik vardı bayide. Bize var dediniz 30km yol yapıp geldim, araç var mı dedim, yokmuş. Özür de dilemediler. Telefonu açan kız, sırtını döndü havaya baktı. Başka bir kadın geldi, yok felan dedi. Göremeden soğuttular araçtan. Model 2009 da çıktı. Yeni kasa 1-2 yıl içinde çıkacaktır. Uzun yıllar sürmeyi düşündüğüm için bu aracı alacaksam yeni kasayı beklerim. Citroen'le aynı şasiyi kullanıyor. 2. sıra koltuklarında 3 isofix var ve 144cm genişliğinde. Citroen'le birlikte şehir içi, şehir dışı en az yakan araç olarak gözüküyor. 1.6 dizel tam otomatik şanzıman bu aracı ön plana çıkarıyor. Tam otomatiğini deneme sürüşü yapmak gerek. Sorunsuz bir şanzımansa tadından yenmez. Tam otomatik gelmedi ama fiyatı 96.000 TL den başlıyor. Üçüncü sıra koltuklar yattığında 679L, ikinci sıra koltuklar yattığında 2500L yükleme alanı oluşuyor.

Fiat 500 living 


Bu araç en ucuz 7 kişilik dizel otomatik otomobil. Fakat 2. sıra koltukta genişlik 120 cm, çok dar. Eledim. Şirin. İkinci sıra koltuklara en fazla iki bebek arabası sığar. Başlangıç fiyatı 72.400TL 1.6 dizel otomatik. Şehir içi 5L/100km yakıyor.

Opel Zafira 


Alman markası diye güven duygusu oluşturuyor. Bayi de yok. Gelecek ay bir tane bayiye gelecekmiş. 1.6 dizeli otomatik değil. 1.4 benzinli otomatiği şehir içi 9,7 litre yakıyor. Çok yakıyor yani. Ama dizelin tam otomatiği gelmesi planlanıyormuş. 2 gün evel Mokkalar tam otamatikle gelmiş. Opsiyonel olarak gelen tampon uzayarak 2 bisiklet alması çok şık. Şeytan diyor al. Fakat bebek arabalarını sığdıracak bagaj yok bunda. 105cm genişliğinde. Bayi kampanya ve indirimle birlikte 83.000TL fiyat verdi. Gayet iyi bir fiyat. Acaba gerçekte şehir içi ne yakıyor?


Toyota Verso 


En çok almak istediğim araç bu olurdu eğer otomatiği olsaydı. Güzel araç. Toyota Sabancı çıktıktan sonra servis ücretleri anormal arttı. 250TL ye çıkarken 550TL ye çıkmaya başladık. Mevcut iki aracım da Toyota'dır. Yağ ve su dışında 10 yıldır problem yaşamadığım için çok güvendiğim bir marka. Ah keşke dizel otomatiği olaymış iyiydi. 1.6 dizel motoru BMW motor. Toyota dizel otomatik şanzımanda bir açılım yapmazsa Türkiye'de eriyip bitecektir. Rekabetçi eski yanını özledik.

Ford S-Max

Maltepe Forda gittim, ne satış için ellerinde varmış, ne de test aracı vardı. Merak ediyorum insanlar bu aracı nasıl alacaklar? Test etmeden o rakamları verenler var mı acaba gerçekten. An itibarıyle Ford'un Türkiye sitesinde de bu alete ait veriler, fotoğraflar yok. Sayfa boş çeviriyor, ana sayfaya atıyor. Durumu bildirdim, yakın zamanda düzeltiliyor umuyorum. Şuan için 2,0L benzinli otomatik 150.000TL civarında fiyatla satılıyor. Bayi'nin demesine 1.5 dizel otomatiği sene sonuna kadar gelebilirmiş. Hadi bakalım. 


2,0 dizel otomatik oldukları için elediklerim

Ford Galaxy ve Fiat Freemont hem fiyatları yüksek, hem vergisel dezavantajlardan dolayı eliyorum. İkisinin de fiyatı 150.000TL civarında. Bence bu fiyata değmeyecektir. Fiat Freemont o kadar devasa gözükmesine rağmen ikinci sıra koltukları üç bebekli aileler için yeterince geniş gözükmedi gözüme.

Diğer Elenenler

Fiat doblo Bunu kamyonet geçiyor diye eledim. 2. sıra koltukları baya geniş, 3 bebek koltuğu rahat sığacaktır. Her sene muayene ve hız sınırları önemli değilse düşünülebilir. Euro Ncap testleri incelenmeli. Nedense güvenmiyorum. Mazda 5 var, ama mevcut modeller arasında gözükmüyor. Hem de otomatiği yok. Aslında kayan elektrikli kapı, önüne birşey çıktığında durması vs çok iyi özellikler. Mazdanın küçük hacimli motorlarda otomatik sunması gerekiyor bizi kendine çekebilmesi için.

Sevgiler.

4 Ara 2014

La Passe

İran'lı yönetmen Asghar Ferhadi'nin yeni filmi. Daha önce a seperation filminde izlemiş ve tüm filmlerini izlemeliyim diye aklımın bir kenarına yazmıştım. Orada bir ayrılık işlenmişti. Şimdi de benzer bir şekilde ayrılık işleniyor. Fransa'da 4 yıl önceye kadar evli olan iranlı çiftin erkek olan, tahrana dönmüştür. Karısı artık yeni bir hayat kurmak için onu boşanma davası için Fransa'ya çağırmıştır.

Karı koca boşanıyorlar ama, Eski koca geldiğinde yeni erkek arkadaş evde kalabilsin diye eve gelmiyor. Kocasına bir otel odası tutmak yerine evde ağırlamayı yeğliyor. Aslında belki bu ilişkinin bitmesi için yeterince sebep yoktu bilemiyoruz. Ama geçmişte kalmış, aydınlatılması gereken birşeyler olduğu aşikar. Kendisinden olmayan büyük kızının sorunlarını halletmesi için aslında evde ağırlanmaktadır kahramanımız.

Olayı dantel gibi teker teker örmüş Farhadi. Fazla sözlü iletişim yok. Görsellikle, suskunlukla, bazen duvara dayanarak, bazen küçük bir dokunuşla, giderken geri dönerek konuyu harika bir şekilde bize anlatı vermiş. Hele hele geçmişe dair olayları çözümünde adım adım ilerlerken usta yönetmen bu sefer kurgu ve yazarlığını da konuşturmuş.

A seperation ile bize yeni bir film deneyimi yaşatan yönetmenin en az onun kadar güzel bir filmi.